yüreğimin orta yerinde bir sancı vardı...
ocak 15, soğuk mu soğuk...
fena vuruyordu denizden denizden namussuz rüzgar...
tüm sevdiklerim oradaydı biri hariç...
tüm sevenlerim.. biri eksik...
yok yok hepiniz güzeldiniz o gün.. hepiniz çiçek...
çok koydu bana sizi bırakıp gitmek...
o koca asrın en zor yılında...
namertle, vicdansızla karşı karşıya...
ne kadar vakurdu beni omuzlayanlar...
ve ne kadar gururluydu papazın çayırına gözyaşı akıtanlar...
uzanıverdim sonra en huzurlu olduğum yere..
sonunda kavuştum ayetullah beye basrilere...
kulaklarınızı çınlattık uzun uzun...
ağladık...
10 temmuzu anlattım zeki rıza beye...
dedim gurur duy torunun da oradaydı diye...
20 eylül destanında göğsü kabardı hepsinin...
cennette haykırdık birden.. yaşa fenerbahçe...
sonra izledik sizi hep...
kocaman bir adam gördük samandırada, saraçoğlunda...
gururlu, onurlu, dimdik...
bir volkan gibi alevle taşıdı emaneti pala bıyıklı çocuk...
gönülden sevdik her birini...
her damla terleriyle ıslattılar kutsal emaneti...
en çok onu sordular bana...
emaneti o devraldı ne de olsa...
bir güzel adam ki yüreğimizi ısıttı,
105 yıllık çınarın en güzel dalısın alex de souza...
şu mohikan saçlı çocuğu beğendiler çokça...
yerinde duramadı çubuklular küçük oğlan çatala vurdukça...
canımızı yaktı emreye atılanlar...
sahada kim varsa hepsi cengaver hepsi serdar...
kardeşten ayırmadık yoboyu bekiri diayı...
gördük ki şeref için yakıyorlar dünyayı...
samet tercüman oldu sevdamıza...
hasanı eş tuttuk evladımıza...
orkunlarla direndik mertlikleriyle umut'landık...
onur için mücadele verirken evlatlarımız...
ertuğrulla aydınlandı karanlıklarımız...
çağlayanda görmediniz mi bizi...
adalet çay bahçesinin hemen yanındaydık...
her biber gazında yandı gözlerimiz...
en büyük acılarda sizinleydi yüreğimiz...
dünya üstüne yağarken emre nasıl dayandı trabzonda...
çünkü küçük hüseyinin büyük yüreği vardı yanında...
şu reto ne güzel çocuk dedik köşeye yuvarlarken...
bizim de yüreğimizi yaktı sizle ağlarken...
sahi ne çok beklemiştik o günü...
ne kadar güzeldiniz hepiniz...
bir onur mücadelesi meyve verecekti...
kimbilir yine hangi karanlık eller engelledi...
hiç kızmadınız... gururlandınız...
tam da avuçlarınız patlayıncaya kadar alkışlarken kahramanları...
nasıl da içimizi yaktı biber gazları...
biz sizden kupa istemedik ki hiç...
çubukluyu sizdeki o koca yüreklere emanet ettik...
o küçücük yavrulara ağladık annelerinin yanında gözleri yaşlı...
nasıl da koşturuyordu.. caresiz babaları telaşlı...
tek bir cana malolmadan bitti ya kabus gece...
kupası tabelası kimin umrunda...
hani giderken üç satır karalamıştım ya sana...
demir parmaklıkların arkasındaki adam...
sana hakkım bin kere helal olsun,
bak yine söylüyorum buradan...
şimdi bilin ki asırlık çınarın savunucuları...
şimdi tribünler inlesin binlerce kere...
hakkınızı helal ettiniz leftere...
ve bugün adanın en güzel yerinden bakarken sizlere...
iyi ki çubuklusunuz hepiniz...
iyi ki fenerlisin aykut kocaman...
iyi ki bizimlesin alex kaptan...
topuk yaylasından çağlayana her bir taraftar...
105 yıllık tarihte silinmez yeriniz var...
hakkım helal olsun sana aziz başkan...
emanet sende taçlanıyor güzel adam rıdvan...
babası efe utkuyu merak etme...
annesi üzülme erkin bizlerle...
bizimle mutlu kamyoncu sait...
necati burada da coşkun...
üç etekli ak puşulu türkü bakışlı...
kadınlar ne çok yürüdü destana doğru...
ey çınara emek veren tüm çubuklular...
her hakkımız helal olsun size...
hala ağlıyorsa çubuklu giyen bir çocuk...
islam baba selam söylüyor...
bazen hüzün varsa çubukluya...
başını çevir bak göklere...
ne gelen kupada aklımız ne derdimiz şampiyonluk...
de ki çubuklunun kendi en büyük mutluluk...
ee bunca laf ettik...
artık bitti kalem doldu defter...
size hakkını helal eder...
adadaki çınarınız lefter....
17 Mayıs 2012 Perşembe
10 Mayıs 2012 Perşembe
zafer...
En önde gökhan gönülün olması normaldi...
ya da alexin...
mehmet topuz da olsa yeriydi...
ama zieglerin omzundaydı lefter...
italyadan çıkıp gelmiş bir isviçreli...
donuk bakışlı adamların ülkesinden...
gözlerinde gurur vardı oysa...
gururun en acısı...
biz gözümüzden süzülen yaşlarla tribünde...
o an birbirimize söz verdik...
mayısta bu ellerde kupa yükselecek...
ve o kupa bir onur nişanesi olarak adaya gidecek diye...
büyük adanın büyük adamına sözmüz var bizim...
adına tabiyetine laf edenlere inat...
yıllarca bu ülkenin hem formasını
hem üniformasını gururla taşıyan küçük dev adama...
veda edeceğini anlayıp karaladığı o birkaç satıra sözümüz var...
ömrünün en büyük sevdasına,
tarihinin en zorlu günlerinde veda eden bir adama sözümüz,
ve ona bunu yaşatanlara bir çift lafımız var...
geçen yılın kavurucu bir ağustos gününde çekip giden necati amcaya borcumuz var bizim...
ömrüm oğluyla omuz omuza maç izleyerek geçti...
torunu omzumda büyüdü...
ve omzumda ebediyete uğurlarken...
hayatınca sevdiği fenerbahçesine şikeci diyorlardı...
aklandığımızı göremeden gitti, tertemiz olduğumuzu bilse de...
efe utkuya sözümüz var...
yaşını doldurmadan gittiği o kara toprağa bir kupa daha götürecek babası...
cemre dedesine bir kahramanlık öyküsü daha anlatacak...
erkin yine gülümseyecek kara toprakların altında...
gazetedeki o siyah beyaz fotoğrafta olduğu gibi...
laciverte bakar gibi.. sarı... sıcacık.. içten...
yalnız da olmayacağız hem...
papazın çayırında koşturanlar yine bizimle...
bizimle karamürselden kaçıp gelen pazarcılar...
defterlerin arkasına iki şerit çeken çocuklar....
samsunda bir semaverin kulpuna iliştirilen çubuklu ip...
elazığda bir çay ocağındaki posterden bakan aziz pierre...
bizimle dua edecek yüreğinin sesiyle 7-9 nöbetinde teleri bekleyen memet,
haberin var mı?
örgüsü elinde şişlerin üzerinden umarsızca bakarken
yüreğinde fırtına kopan anneanne bizimle olacak aslında...
radyo başında kalbi küt küt atacak avustralyada bir bakkalın...
eylülden marta nice destan yazan kadınlar orada olacak...
edanın erdemiyle yükleneceğiz...
nevriye gibi yılmadan...
bak kalbindesin hep selçukla rıdvanın...
basriler yımazlar hüseyinler omuz omuza yapacak ilk düdükle...
sonra hep birlikte haykıracağız;
uykusuz geçti geceler kan ağladı yürekler
başını öne eğme aldırma fener çok yakında güneşli günler...
kuura bakmayın nahit amca gelemeyecek tribüne...
bir tek parçalı maçlarına gelmez çünkü ankaradan...
ama hesap dağlarladır gülüm.. umut dağlarla...
şimdi o umudun sahaya inme zamanıdır...
10 aydır dökülen gözyaşlarının...
kabaran yüreklerin sevdasını haykırma günüdür...
maç bitip tabelada yazan skor dünyayı ayağa kaldırırken...
her ne olursa olsun kucaklama zamanıdır asrın kahramanlarını...
avuçları patlatırcasına alkışlama zamanıdır çubukluyu onurlandıranları...
çünkü siz çubuklular...
başımızı hiç öne eğdirmediniz bizim...
ne kadar hakkımız varsa üzerinizde her zerresi helaldir...
şimdi ananızın ak sütü gibi helal kupayı da alma vaktidir...
topuk yaylasından caddeye koşanların teri var o kupada...
çağlayanda nöbet tutan liselilerin nefesi...
hasanın sametin haksızlıklara karşı aylarca döktüğü gözyaşı...
şimdi son kez söz sizde kahramanlar...
lefterin emanetini taşıyanlar...
bir umudumuz sizde bizim...
gözümüz gönlümüz sizinle...
bak yoğurtçudan sana sesleniyor taraftar...
giy formanı çık sahaya... yüreğini koy ortaya...
koy yüreğini göster öfkeni...
parçalı yenilecek zafer yakında...
yani.... çocuklar inanın güzel günler görüyoruz...
bekle bizi lefter baba...
evlatlarını omuzladık.. kupayla geliyoruz...
ya da alexin...
mehmet topuz da olsa yeriydi...
ama zieglerin omzundaydı lefter...
italyadan çıkıp gelmiş bir isviçreli...
donuk bakışlı adamların ülkesinden...
gözlerinde gurur vardı oysa...
gururun en acısı...
biz gözümüzden süzülen yaşlarla tribünde...
o an birbirimize söz verdik...
mayısta bu ellerde kupa yükselecek...
ve o kupa bir onur nişanesi olarak adaya gidecek diye...
büyük adanın büyük adamına sözmüz var bizim...
adına tabiyetine laf edenlere inat...
yıllarca bu ülkenin hem formasını
hem üniformasını gururla taşıyan küçük dev adama...
veda edeceğini anlayıp karaladığı o birkaç satıra sözümüz var...
ömrünün en büyük sevdasına,
tarihinin en zorlu günlerinde veda eden bir adama sözümüz,
ve ona bunu yaşatanlara bir çift lafımız var...
geçen yılın kavurucu bir ağustos gününde çekip giden necati amcaya borcumuz var bizim...
ömrüm oğluyla omuz omuza maç izleyerek geçti...
torunu omzumda büyüdü...
ve omzumda ebediyete uğurlarken...
hayatınca sevdiği fenerbahçesine şikeci diyorlardı...
aklandığımızı göremeden gitti, tertemiz olduğumuzu bilse de...
efe utkuya sözümüz var...
yaşını doldurmadan gittiği o kara toprağa bir kupa daha götürecek babası...
cemre dedesine bir kahramanlık öyküsü daha anlatacak...
erkin yine gülümseyecek kara toprakların altında...
gazetedeki o siyah beyaz fotoğrafta olduğu gibi...
laciverte bakar gibi.. sarı... sıcacık.. içten...
yalnız da olmayacağız hem...
papazın çayırında koşturanlar yine bizimle...
bizimle karamürselden kaçıp gelen pazarcılar...
defterlerin arkasına iki şerit çeken çocuklar....
samsunda bir semaverin kulpuna iliştirilen çubuklu ip...
elazığda bir çay ocağındaki posterden bakan aziz pierre...
bizimle dua edecek yüreğinin sesiyle 7-9 nöbetinde teleri bekleyen memet,
haberin var mı?
örgüsü elinde şişlerin üzerinden umarsızca bakarken
yüreğinde fırtına kopan anneanne bizimle olacak aslında...
radyo başında kalbi küt küt atacak avustralyada bir bakkalın...
eylülden marta nice destan yazan kadınlar orada olacak...
edanın erdemiyle yükleneceğiz...
nevriye gibi yılmadan...
bak kalbindesin hep selçukla rıdvanın...
basriler yımazlar hüseyinler omuz omuza yapacak ilk düdükle...
sonra hep birlikte haykıracağız;
uykusuz geçti geceler kan ağladı yürekler
başını öne eğme aldırma fener çok yakında güneşli günler...
kuura bakmayın nahit amca gelemeyecek tribüne...
bir tek parçalı maçlarına gelmez çünkü ankaradan...
ama hesap dağlarladır gülüm.. umut dağlarla...
şimdi o umudun sahaya inme zamanıdır...
10 aydır dökülen gözyaşlarının...
kabaran yüreklerin sevdasını haykırma günüdür...
maç bitip tabelada yazan skor dünyayı ayağa kaldırırken...
her ne olursa olsun kucaklama zamanıdır asrın kahramanlarını...
avuçları patlatırcasına alkışlama zamanıdır çubukluyu onurlandıranları...
çünkü siz çubuklular...
başımızı hiç öne eğdirmediniz bizim...
ne kadar hakkımız varsa üzerinizde her zerresi helaldir...
şimdi ananızın ak sütü gibi helal kupayı da alma vaktidir...
topuk yaylasından caddeye koşanların teri var o kupada...
çağlayanda nöbet tutan liselilerin nefesi...
hasanın sametin haksızlıklara karşı aylarca döktüğü gözyaşı...
şimdi son kez söz sizde kahramanlar...
lefterin emanetini taşıyanlar...
bir umudumuz sizde bizim...
gözümüz gönlümüz sizinle...
bak yoğurtçudan sana sesleniyor taraftar...
giy formanı çık sahaya... yüreğini koy ortaya...
koy yüreğini göster öfkeni...
parçalı yenilecek zafer yakında...
yani.... çocuklar inanın güzel günler görüyoruz...
bekle bizi lefter baba...
evlatlarını omuzladık.. kupayla geliyoruz...
30 Nisan 2012 Pazartesi
uche...
çok emek var üzerimde...
çok hayır dua aldım...
kamyoncu saitin oğlu memur maaşıyla okuttu beni...
evde anam ve iki bacım...
kira ve borçlardan sonra ikiye böldüler parayı...
yarısı samsuna bana, idare etti dördü kalanla...
çok haylazlık yaptım ben lisede...
yatakhaneden kaçtım, ders astım...
kazanamadım sınavı...
hayır varmış ya her işte...
11 yaşın gurbetçisi 18inde bir yıl nihayet ailemle kaldım...
bi yandan dersane. bi yandan işe daldım...
o akşam erken geldim ama eve...
maç açık kanalda o zamanlar.. rakip zor... beşiktaş...
anadolu lisesinde hiç tutmadı şansım...
o hasan bırakıp kaçtı ya, sonrası perişan...
hep yendi bizi çarşılılar...
ama o gün erken döndüm eve.. biliyordum...
o gün milat olmalıydı...
yine yedik ilk yarı... ama inandım...
ilker attı önce... umutlandım...
sonra doksanda, o adam...
ayağı kırıldığında sakız çiğneyen dev...
ay lav yu'nun sözlük anlamı...
höghün arkadaşı, hepimizin can yoldaşı...
öyle vurdu işte... kenara koştu sonra parmağını sallaya sallaya...
19 yıl olmuş bak...
nice heyecan, nice gözyaşı nice yıkım...
caddede zafer turları...
omzumda büyüyen nice küçük çubuklu...
antep maçında yine o dev adamın kafası...
sonra rap rap baba...
rapac atıyor dört oluyor....
ya o gün...
hakeme bakıyorum verdi golü...
verdi golü altı oldu...
hala direği sıyırıyor appiahın şutu bazı geceler...
hala topun dibine dalıyor alex, stat yanmadan az önce...
ve rıdvan sağdan akıııp gidiyor...
her bir gol teek tek aklımızda, her bir sarı kart hatta...
belki taç bile...
hiç unutmuyoruz biz...
acımızı da sevincimizi de...
çünkü evladımıza miras bırakacağımız o formada kayıtlı hepsi...
çünkü baktığımız her yerde çubuklu var...
nerde bir sarı görsek yanında lacivert arıyoruz...
bulamazsak ya denize ya göğe bakıyoruz...
siz şimdi kimbilir nerelerde yine pazarlık yapıyorunuz...
belki içimizdensiniz. belki parçalı lobisinden, bilmiyoruz...
ama fırtınadan önce sessizce izliyoruz...
lefterin formasını kim koyuyorsa masaya...
onu aklımıza yazıyoruz...
sizin durduğunuz yerden bakınca...
ayağımız kırık bizim...
öylece sakız çiğniyoruz...
ama dişimizde yüreğimiz var...
her gün acılara yatıyor, her sabah umuda uyanıyoruz...
lanet olsun puanınıza, paranıza 2020 hesabınıza...
biz sadece çubukluyu tanıyor, kocaman sevdamıza güveniyoruz...
10 ay önce söyledik, yine söylüyoruz...
kupanın değil onurumuzun peşinden gidiyoruz...
her kim puanla hesaplamaya çalışıyorsa bu sevdayı iyi bilsin;
.ir gram leke düşmüşse palamutlu armaya,
küme düşmek istiyoruz...
puan silecez diyen varsa, biz ne yapacağımızı biliyoruz...
biz sizin maddelerinize değil,
kocaman adamla kahramanlarının alın terine güveniyoruz...
ve sizden merhamet değil adalet istiyoruz...
parçalılar gibi işimize gelince değil...
zaten 10 aydır adalet için yürüyoruz...
şimdi derhal attığınız çamura bulaşan ellerinizi çekin çubukludan,
ve koca çınarın yapraklarını serbest bırakın...
çok zor okuttular beni...
babama araba aldık karımla,,, yıllaaaar sonra...
teslim alınca telefona sarılmış hemen, teşekkür etti...
sen bana ekmeğinin yarısını bölmüşsün, senin emeğin bunlarla ödenmez dedim...
yol kenarına çekip ağlamışlar anamla...
biz çubukluya ömrümüzün yarısını değil
tamamını adamışız efendiler...
ve o ömrün her günü bu emanete sahip çıkacağız...
bugün uche yok çubuklu kadroda...
ama kardeşleri var... biliyoruz...
perşembe yoboyla inönüye...
cuma onbinlerle çağlayana geliyoruz....
çok hayır dua aldım...
kamyoncu saitin oğlu memur maaşıyla okuttu beni...
evde anam ve iki bacım...
kira ve borçlardan sonra ikiye böldüler parayı...
yarısı samsuna bana, idare etti dördü kalanla...
çok haylazlık yaptım ben lisede...
yatakhaneden kaçtım, ders astım...
kazanamadım sınavı...
hayır varmış ya her işte...
11 yaşın gurbetçisi 18inde bir yıl nihayet ailemle kaldım...
bi yandan dersane. bi yandan işe daldım...
o akşam erken geldim ama eve...
maç açık kanalda o zamanlar.. rakip zor... beşiktaş...
anadolu lisesinde hiç tutmadı şansım...
o hasan bırakıp kaçtı ya, sonrası perişan...
hep yendi bizi çarşılılar...
ama o gün erken döndüm eve.. biliyordum...
o gün milat olmalıydı...
yine yedik ilk yarı... ama inandım...
ilker attı önce... umutlandım...
sonra doksanda, o adam...
ayağı kırıldığında sakız çiğneyen dev...
ay lav yu'nun sözlük anlamı...
höghün arkadaşı, hepimizin can yoldaşı...
öyle vurdu işte... kenara koştu sonra parmağını sallaya sallaya...
19 yıl olmuş bak...
nice heyecan, nice gözyaşı nice yıkım...
caddede zafer turları...
omzumda büyüyen nice küçük çubuklu...
antep maçında yine o dev adamın kafası...
sonra rap rap baba...
rapac atıyor dört oluyor....
ya o gün...
hakeme bakıyorum verdi golü...
verdi golü altı oldu...
hala direği sıyırıyor appiahın şutu bazı geceler...
hala topun dibine dalıyor alex, stat yanmadan az önce...
ve rıdvan sağdan akıııp gidiyor...
her bir gol teek tek aklımızda, her bir sarı kart hatta...
belki taç bile...
hiç unutmuyoruz biz...
acımızı da sevincimizi de...
çünkü evladımıza miras bırakacağımız o formada kayıtlı hepsi...
çünkü baktığımız her yerde çubuklu var...
nerde bir sarı görsek yanında lacivert arıyoruz...
bulamazsak ya denize ya göğe bakıyoruz...
siz şimdi kimbilir nerelerde yine pazarlık yapıyorunuz...
belki içimizdensiniz. belki parçalı lobisinden, bilmiyoruz...
ama fırtınadan önce sessizce izliyoruz...
lefterin formasını kim koyuyorsa masaya...
onu aklımıza yazıyoruz...
sizin durduğunuz yerden bakınca...
ayağımız kırık bizim...
öylece sakız çiğniyoruz...
ama dişimizde yüreğimiz var...
her gün acılara yatıyor, her sabah umuda uyanıyoruz...
lanet olsun puanınıza, paranıza 2020 hesabınıza...
biz sadece çubukluyu tanıyor, kocaman sevdamıza güveniyoruz...
10 ay önce söyledik, yine söylüyoruz...
kupanın değil onurumuzun peşinden gidiyoruz...
her kim puanla hesaplamaya çalışıyorsa bu sevdayı iyi bilsin;
.ir gram leke düşmüşse palamutlu armaya,
küme düşmek istiyoruz...
puan silecez diyen varsa, biz ne yapacağımızı biliyoruz...
biz sizin maddelerinize değil,
kocaman adamla kahramanlarının alın terine güveniyoruz...
ve sizden merhamet değil adalet istiyoruz...
parçalılar gibi işimize gelince değil...
zaten 10 aydır adalet için yürüyoruz...
şimdi derhal attığınız çamura bulaşan ellerinizi çekin çubukludan,
ve koca çınarın yapraklarını serbest bırakın...
çok zor okuttular beni...
babama araba aldık karımla,,, yıllaaaar sonra...
teslim alınca telefona sarılmış hemen, teşekkür etti...
sen bana ekmeğinin yarısını bölmüşsün, senin emeğin bunlarla ödenmez dedim...
yol kenarına çekip ağlamışlar anamla...
biz çubukluya ömrümüzün yarısını değil
tamamını adamışız efendiler...
ve o ömrün her günü bu emanete sahip çıkacağız...
bugün uche yok çubuklu kadroda...
ama kardeşleri var... biliyoruz...
perşembe yoboyla inönüye...
cuma onbinlerle çağlayana geliyoruz....
12 Nisan 2012 Perşembe
maral...
tam da o kaleye atılmıştı penaltılar...
yaşar kurtarmıştı...
simoviç kaçırdı...
kaç kez anlattım kimbilir...
kamyoncu sait'in oğluyla gittiğimiz maçı...
bu kez istanbuldaydım ben.. gidemedim...
ama dayım tribündeydi...
çubukluyu miras bırakacağı oğluyla...
dayım...
her maçı önündeki sehpada kalp ilacıyla izleyen adam...
80 döneminin hızlı genci...
eylemden sadece fener maçlarına kaçan hayta...
bugün aradı...
ben görevimi yaptım.. sıra sende dedi...
sıra bende değil dayı... sıra bu kez hepimizde...
borçluyuz çünkü... çok emek var üstümüzde...
leftere borçluyuz mesela....
çubukluya en ağır günlerde veda eden efsaneye...
ekrem bora'ya borçluyuz...
tabutun üstüne örtülen sarıya ve laciverte...
bakmayın siz e ile yazıldığına...
maral'ımıza borçluyuz...
en güzel dizelerin kadınına...
ceylan gibi süzüldü gitti ya aramızdan...
ne demişki gitmeden...
köklerin çınar.. onurlu uygar..
her sabah özgürlüğe doğar fenerbahçe...
tarihe kazıdı sözleri gitti...
bi de ne demişti...
içindeki çocuğa sarıl...
içimizdeki o çocuğa borçluyuz hepimiz...
efe utkuya.. daha yaşını doldurmamıştı...
erkin uçak.. 17sindeydi...
ikisi de gitmeden bizi şampiyon bildi...
topuk yaylasından selam gönderen dünya güzeli çocukların alacağı var bizden...
asgari ücretle çalışıp lisanslı forma giyen işçinin...
dokuz aydır evlat kokusuna hasret ranzada yatanlara borçluyuz...
tek bir gün eğilmemelerine.. çubuklu sevdalarına...
ve her gün babasına sevdasını haykıran o kıza...
hani asırlık umutlarla, acılarla büyüyen...
tuana...
ömrünün en önemli maçındayken futbol takımına mesaj gönderen..
edalı nazlı meleklere sözümüz var bizim...
dünyaya direniş destanı izleten kadınlarımıza...
nahit amcaya borçluyuz biz...
yollarda geçen yarım asıra...
işte şimdi gün o borçları ödeme günü...
kendimize, 105 yıllık çınarımıza...
ayetullahlara, basrilere, küçük hüseyinlere...
emanet emin ellerde deme günleri...
destan kadınlarının her gün yeniden doğurduğu umut bizimle...
ilk gittiği maçta ellerini göğe kaldıran teyzenin duaları...
9 aydır dökülen gözyaşları...
zühal ablanın totemleri...
betülün sinema günleri...
trabzonda ekran başında merve...
lüleburgazlı pazarcılar durmaz gelir...
maral ablanın dizeleri kalbimizde hala...
bak felipeye abla...
vallahi yine güzeliz, yine çiçek...
gözyaşlarımızdan çağlayan yaptık...
sevdamıza bindik dalgalarla geliyoruz...
caddeyi dolduruyoruz onbinlerle...
ve hesabın kesileceği yere yürüyoruz...
tam 6 hafta.. gece gündüz hiç durmayacağımıza yemin ediyoruz...
çünkü emeğimizi çalanları biliyoruz...
çünkü çubuklunun onurunu koruyoruz...
çünkü omzumuzda dünyanın en ağır emaneti...
canımız pahasına taşıyoruz...
haydi fenerbahçeli taraftar...
artık bütün dikkatini çubukluya ver...
kaygılarını takıntılarını unut...
saat 19.07 oldu diye sevinen manyak...
al rahatsızlıklarını gel stada...
bütün biletleri biriktiren deli...
omuz omuzaya hazır ol...
batmanda kayseride çankırıda rizede...
bedenler uzak olsa da gönüller elele...
haydi fenerbahçeli futbolcu...
bak erdoğan babayı yeni uğurladık...
gözü üstümüzde.. ruhu üstünüzde...
bu pazar en güzel yolculuğa merhaba diyin...
tek yürek olalım.. destanı yazalım...
sahaya çıkmadan durun ve dinleyin...
yayaya şaşaşalardan...
bu dünyayı yakarız senin için şampiyonluk gelince günlerine kadar...
herkes orada... hepimiz sizinleyiz...
yani kurulan ittifakarın bozalım oyunlarını...
yani fener gol gol gol...
yani sırılsıklam olsun o forma...
yani seni sevmek deli gibi yürek ister...
yani...
avaz avaz sesimiz yükseliyor tribünden...
şampiyonluk hırsını yaşıyoruz yeniden...
siz kara deryaların fenerisiniz...
en karanlık günlerde bile biz o ışığı görürüz...
hep dedik, yine diyelim...
siz çubuklu için mücadele edin,
gerekirse biz ölürüz...
yaşar kurtarmıştı...
simoviç kaçırdı...
kaç kez anlattım kimbilir...
kamyoncu sait'in oğluyla gittiğimiz maçı...
bu kez istanbuldaydım ben.. gidemedim...
ama dayım tribündeydi...
çubukluyu miras bırakacağı oğluyla...
dayım...
her maçı önündeki sehpada kalp ilacıyla izleyen adam...
80 döneminin hızlı genci...
eylemden sadece fener maçlarına kaçan hayta...
bugün aradı...
ben görevimi yaptım.. sıra sende dedi...
sıra bende değil dayı... sıra bu kez hepimizde...
borçluyuz çünkü... çok emek var üstümüzde...
leftere borçluyuz mesela....
çubukluya en ağır günlerde veda eden efsaneye...
ekrem bora'ya borçluyuz...
tabutun üstüne örtülen sarıya ve laciverte...
bakmayın siz e ile yazıldığına...
maral'ımıza borçluyuz...
en güzel dizelerin kadınına...
ceylan gibi süzüldü gitti ya aramızdan...
ne demişki gitmeden...
köklerin çınar.. onurlu uygar..
her sabah özgürlüğe doğar fenerbahçe...
tarihe kazıdı sözleri gitti...
bi de ne demişti...
içindeki çocuğa sarıl...
içimizdeki o çocuğa borçluyuz hepimiz...
efe utkuya.. daha yaşını doldurmamıştı...
erkin uçak.. 17sindeydi...
ikisi de gitmeden bizi şampiyon bildi...
topuk yaylasından selam gönderen dünya güzeli çocukların alacağı var bizden...
asgari ücretle çalışıp lisanslı forma giyen işçinin...
dokuz aydır evlat kokusuna hasret ranzada yatanlara borçluyuz...
tek bir gün eğilmemelerine.. çubuklu sevdalarına...
ve her gün babasına sevdasını haykıran o kıza...
hani asırlık umutlarla, acılarla büyüyen...
tuana...
ömrünün en önemli maçındayken futbol takımına mesaj gönderen..
edalı nazlı meleklere sözümüz var bizim...
dünyaya direniş destanı izleten kadınlarımıza...
nahit amcaya borçluyuz biz...
yollarda geçen yarım asıra...
işte şimdi gün o borçları ödeme günü...
kendimize, 105 yıllık çınarımıza...
ayetullahlara, basrilere, küçük hüseyinlere...
emanet emin ellerde deme günleri...
destan kadınlarının her gün yeniden doğurduğu umut bizimle...
ilk gittiği maçta ellerini göğe kaldıran teyzenin duaları...
9 aydır dökülen gözyaşları...
zühal ablanın totemleri...
betülün sinema günleri...
trabzonda ekran başında merve...
lüleburgazlı pazarcılar durmaz gelir...
maral ablanın dizeleri kalbimizde hala...
bak felipeye abla...
vallahi yine güzeliz, yine çiçek...
gözyaşlarımızdan çağlayan yaptık...
sevdamıza bindik dalgalarla geliyoruz...
caddeyi dolduruyoruz onbinlerle...
ve hesabın kesileceği yere yürüyoruz...
tam 6 hafta.. gece gündüz hiç durmayacağımıza yemin ediyoruz...
çünkü emeğimizi çalanları biliyoruz...
çünkü çubuklunun onurunu koruyoruz...
çünkü omzumuzda dünyanın en ağır emaneti...
canımız pahasına taşıyoruz...
haydi fenerbahçeli taraftar...
artık bütün dikkatini çubukluya ver...
kaygılarını takıntılarını unut...
saat 19.07 oldu diye sevinen manyak...
al rahatsızlıklarını gel stada...
bütün biletleri biriktiren deli...
omuz omuzaya hazır ol...
batmanda kayseride çankırıda rizede...
bedenler uzak olsa da gönüller elele...
haydi fenerbahçeli futbolcu...
bak erdoğan babayı yeni uğurladık...
gözü üstümüzde.. ruhu üstünüzde...
bu pazar en güzel yolculuğa merhaba diyin...
tek yürek olalım.. destanı yazalım...
sahaya çıkmadan durun ve dinleyin...
yayaya şaşaşalardan...
bu dünyayı yakarız senin için şampiyonluk gelince günlerine kadar...
herkes orada... hepimiz sizinleyiz...
yani kurulan ittifakarın bozalım oyunlarını...
yani fener gol gol gol...
yani sırılsıklam olsun o forma...
yani seni sevmek deli gibi yürek ister...
yani...
avaz avaz sesimiz yükseliyor tribünden...
şampiyonluk hırsını yaşıyoruz yeniden...
siz kara deryaların fenerisiniz...
en karanlık günlerde bile biz o ışığı görürüz...
hep dedik, yine diyelim...
siz çubuklu için mücadele edin,
gerekirse biz ölürüz...
23 Mart 2012 Cuma
emanet...
yatılı büyüdüm ben...
bambaşka şehirlerden gelen,
bambaşka fikirlerin, siyasi görüşlerin, geleneklerin çocuklarıyla...
çok zenginler vardı içimizde.. dolaplarında pastırma, kaymak...
çok fakirler...
meteliğe kurşun...
sağcılar vardı... dolaplarının arka tarafında gizli üç hilal...
solcular... yatağın altında ahmet kaya...
çok kavga ettik kendi aramızda...
çok girdik birbirimize...
ama hiç satmadık birbirimizi...
hiç ispiyonlamadık...
kafalarımızı duvarlara vurduk dövüşürken...
ama bir gram ötmedik..
belletici hoca camı kıranı ararken...
fenerbahçe işte bu yatılı okuldur siyasi abilerim...
bazen fena gireriz birbirimize...
sen bağırdın, ben bağırdım
oraya gelmedin buraya gitmedin...
hoca yanlış çıkardı,
futbolcular koşmadı...
spahijadan hoca olmaz..
armanın gururu sarı melekler...
kristin neden nevin filan...
siz şimdi hesaplar yapın durun...
kişilerle kurumları,,,
özellerle tüzelleri...
sinüslerle hipotenüsleri ayırın...
sonra birinizin adamı çıksın ortaya...
yüzmilyonlar vaat etsin..
sonra öteki filanca yıldızı getirsin...
parçalıları şampiyon ilan edin..
kupa anadoluya kampanyası başlatın...
ve sonra hep birlik olun gelin...
uefanızla siyasetinizle floryadan faroza...
toplanın gelin...
değil başkanı, bir tek taraftarı almaya çalışın...
bakın nasıl dik duruyo o yatılı çocuklar...
bakın kimler çıkıyo ranzaların altından...
daha köprüyü geçerken ayetullah bey karşılar sizi...
dur yolcu,,, bilmeden basıp geçtiğin bu torprak.......
çamlıcaya varmadan set çeker zeki rıza lefter cihat,
garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar.......
altunizade'yi aşarken mabedi göreceksin...
sakın şaşırma...
mazisinde bir tarih yatar...
papazın çayırından bugüne...
nice destanlar... zafer çığlıkları...
binlerce kalp çarpıntısı...
en acı hatıralar... son dakika kaçanlar...
ciğer delen hüzünler... omuzlara yaslanan başlar...
ilk heyecanlar... düğünden yetişenler...
amcaların yanında sıvışıp girenler...
karşı karşıya vurulup girmeyenler...
durul ege'nin omzumdaki ilk maçı...
ihtiyar fenerbahçelinin "ebediyyen kendine yet fenerbahçem" diyip gözyaşlarıyla vedası...
hala gücünüz varsa yaklaşın...
gebze haydarpaşa treni yanaşmış kızıltoprağa...
bir çubuklu ordusu
çakmak çakmak gözleriyle delikanlılar...
ağır ağır gidiyor arkalarından 70inde nahit diye bir çınar...
gelin yine de siz.. toplanın gelin...
söğütlüçeşmeyi aşar aşmaz...
topuk yaylasının güleç kızanlarının gözlerine bakın...
ellerindeki defterin üstü çubuklu...
gücünüz yetiyorsa,, alın...
illa gelecekseniz cumartesi gelin...
fenerbahçenin kadınlarına anlatın derdinizi...
buraya pazarlık yapmaya geldik...
başkanınızı almaya geldik deyin...
5 saniyeden fazla bakabilirseniz gözlerine...
kimi istiyorsanız alın gidin...
cumartesi gücünüz yetmezse...
30unda biz size gelelim...
kimlerle mi?
efsanelerimiz...
küçük hüseyinle, basriyle...
hiç unutamadığımız evlatlarımız...
erkin uçakla, efe utkuyla...
taa yüreğimize işleyen 105 yıllık tutkuyla...
hayatının en önemli maçına hazırlanırken baküden futbolcular için dua eden eda'yla...
tıpkı anadolu gibi, sessiz güç, seda'yla...
kupa için başkanına söz veren naz'la...
geleceğimiz canımız recep niyaz'la...
yüreğimizin sesinden bir dua gibi bir dilek gibi
yaşadığımız duygumuzla...
8 aydır acıyla öfkeyle gözyaşıyla büyüttük biz sevdamızı...
ve her gün söyledik...
burundaki o fener sonsuza kadar solmaz...
emanet çubukluyla pazarlık olmaz...
siz güç birliğinize devam edin...
özel tüzel kişi kurum konuşun durun...
biz geri adım atmıyoruz...
başkanı kimimiz seviyoruz...
kimimiz hazzetmiyoruz...
hocamızı eleştiriyoruz...
futbolcumuza çok kızıyoruz...
ama burası yatakhane abiler...
burası fenerbahçe...
nasıl vermediysek lise açıktaki arkadaşımızı...
hepsinin yanında duruyoruz...
değil başkanı, günahımızı bile vermiyoruz...
her gün yeniden hayaller kuruyoruz, ve geleceği bekliyoruz...
tarih okuduk biliyoruz..
en güçlü imparatorluklar yıkılır...
ama FENERBAHÇE YIKILMAZ...
bambaşka şehirlerden gelen,
bambaşka fikirlerin, siyasi görüşlerin, geleneklerin çocuklarıyla...
çok zenginler vardı içimizde.. dolaplarında pastırma, kaymak...
çok fakirler...
meteliğe kurşun...
sağcılar vardı... dolaplarının arka tarafında gizli üç hilal...
solcular... yatağın altında ahmet kaya...
çok kavga ettik kendi aramızda...
çok girdik birbirimize...
ama hiç satmadık birbirimizi...
hiç ispiyonlamadık...
kafalarımızı duvarlara vurduk dövüşürken...
ama bir gram ötmedik..
belletici hoca camı kıranı ararken...
fenerbahçe işte bu yatılı okuldur siyasi abilerim...
bazen fena gireriz birbirimize...
sen bağırdın, ben bağırdım
oraya gelmedin buraya gitmedin...
hoca yanlış çıkardı,
futbolcular koşmadı...
spahijadan hoca olmaz..
armanın gururu sarı melekler...
kristin neden nevin filan...
siz şimdi hesaplar yapın durun...
kişilerle kurumları,,,
özellerle tüzelleri...
sinüslerle hipotenüsleri ayırın...
sonra birinizin adamı çıksın ortaya...
yüzmilyonlar vaat etsin..
sonra öteki filanca yıldızı getirsin...
parçalıları şampiyon ilan edin..
kupa anadoluya kampanyası başlatın...
ve sonra hep birlik olun gelin...
uefanızla siyasetinizle floryadan faroza...
toplanın gelin...
değil başkanı, bir tek taraftarı almaya çalışın...
bakın nasıl dik duruyo o yatılı çocuklar...
bakın kimler çıkıyo ranzaların altından...
daha köprüyü geçerken ayetullah bey karşılar sizi...
dur yolcu,,, bilmeden basıp geçtiğin bu torprak.......
çamlıcaya varmadan set çeker zeki rıza lefter cihat,
garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar.......
altunizade'yi aşarken mabedi göreceksin...
sakın şaşırma...
mazisinde bir tarih yatar...
papazın çayırından bugüne...
nice destanlar... zafer çığlıkları...
binlerce kalp çarpıntısı...
en acı hatıralar... son dakika kaçanlar...
ciğer delen hüzünler... omuzlara yaslanan başlar...
ilk heyecanlar... düğünden yetişenler...
amcaların yanında sıvışıp girenler...
karşı karşıya vurulup girmeyenler...
durul ege'nin omzumdaki ilk maçı...
ihtiyar fenerbahçelinin "ebediyyen kendine yet fenerbahçem" diyip gözyaşlarıyla vedası...
hala gücünüz varsa yaklaşın...
gebze haydarpaşa treni yanaşmış kızıltoprağa...
bir çubuklu ordusu
çakmak çakmak gözleriyle delikanlılar...
ağır ağır gidiyor arkalarından 70inde nahit diye bir çınar...
gelin yine de siz.. toplanın gelin...
söğütlüçeşmeyi aşar aşmaz...
topuk yaylasının güleç kızanlarının gözlerine bakın...
ellerindeki defterin üstü çubuklu...
gücünüz yetiyorsa,, alın...
illa gelecekseniz cumartesi gelin...
fenerbahçenin kadınlarına anlatın derdinizi...
buraya pazarlık yapmaya geldik...
başkanınızı almaya geldik deyin...
5 saniyeden fazla bakabilirseniz gözlerine...
kimi istiyorsanız alın gidin...
cumartesi gücünüz yetmezse...
30unda biz size gelelim...
kimlerle mi?
efsanelerimiz...
küçük hüseyinle, basriyle...
hiç unutamadığımız evlatlarımız...
erkin uçakla, efe utkuyla...
taa yüreğimize işleyen 105 yıllık tutkuyla...
hayatının en önemli maçına hazırlanırken baküden futbolcular için dua eden eda'yla...
tıpkı anadolu gibi, sessiz güç, seda'yla...
kupa için başkanına söz veren naz'la...
geleceğimiz canımız recep niyaz'la...
yüreğimizin sesinden bir dua gibi bir dilek gibi
yaşadığımız duygumuzla...
8 aydır acıyla öfkeyle gözyaşıyla büyüttük biz sevdamızı...
ve her gün söyledik...
burundaki o fener sonsuza kadar solmaz...
emanet çubukluyla pazarlık olmaz...
siz güç birliğinize devam edin...
özel tüzel kişi kurum konuşun durun...
biz geri adım atmıyoruz...
başkanı kimimiz seviyoruz...
kimimiz hazzetmiyoruz...
hocamızı eleştiriyoruz...
futbolcumuza çok kızıyoruz...
ama burası yatakhane abiler...
burası fenerbahçe...
nasıl vermediysek lise açıktaki arkadaşımızı...
hepsinin yanında duruyoruz...
değil başkanı, günahımızı bile vermiyoruz...
her gün yeniden hayaller kuruyoruz, ve geleceği bekliyoruz...
tarih okuduk biliyoruz..
en güçlü imparatorluklar yıkılır...
ama FENERBAHÇE YIKILMAZ...
15 Mart 2012 Perşembe
cemre...
hepinizin bi ilk maç anısı vardır..
unutulmaz...
bi de ilk galatasaray maçı vardır...
anlatmaya doyulmaz...
hatırlayanınız vardır...
ben de anlatmıştım hani...
ankarada cumhurbaşkanlığı kupası...
çok fena sıcak.. üstelik ramazan...
daha 11 dememiş tevellüt...
oruca sabretmek Feneri beklemekten kolaydı...
susuz durulurdu da çubuklusuz durulmazdı...
ilk yarı yedik bi tane...
devrede ısındı küçük hüseyin...
atacak dedi istanbuldan gelen bıyıklı amca...
attı... bize koştu.. babama sarıldım...
penaltılarda devleşti yaşar...
simoviç kaçırdı.. ve bir de terim... fatih terim...
aldık kupayı... babama sarıldım..
niye ağladı, anlamadım...
kamyoncu saiti yeni kaybetmiştik o sene...
güzel adamdı.. sıkı fenerli...
ertesi gün ona gittik... babam maçı anlattı.. su döktük çiçeklerine...
babam ağladı.. anladım...
eve gittik... triko çubukluya sarıldım...
dün gece kadıköydeydim ben...
çok güzel çocukların arasında...
üç gündür uyku girmemiş gözlerine...
ama hala ışıl ışıl.. hala çakmak çakmak...
her maçtan önce aynı çaba.. aynı emek..
kimi ck'dan kimi vamos kimi ünifeb...
tribün güzel olsun, çubuklu dik dursun...
umurlarında değil karşılık istemek...
ceplerinde çok para yok...
sonuncuyu organizasyona vermişler...
yar yanağından gayrı paylaşmak için bisküviyi...
söylediğimiz marşlarda senin de sesin olmalı...
sabahı zor ettim...
meraktayım.. heyecandayım.. geçmiyor saatler...
ve o mesaj geldi...
bizim cemre...
16sındaydı tribüne geldiğinde 10 sene önce.. pırıl pırıl..
ne acılar, ne zaferler gördük beraber....
ankarada ahmet hassan o kafayı vurduğunda çöküp kalmıştı...
hani ankaranın en güzel yanı istanbula dönüşüydü...
yol boyu ağlamıştı trende...
caddede birlikteydik mayısta...
hem maçtan önce..
gözleri gülüyordu maçtan sonra görünce...
mesaj attı bugün cemrecik...
dedesinin fotoğrafı vardı içinde...
çok emeği geçmiş kulübe...
cemre çocukken her maçtan sonra benim gibi gidermiş işte...
anlatırmış tek tek...
kim attı, kim çubukluya layık oynadı.. kim ağırdan aldı...
uzun süredir gidememiş...
ama bu kez gidecekmiş işte...
o kabus gibi yaz gününden bu yana onanları anlatacakmış bir bir...
bi de cumartesi olacakları...
kimi anlatacak kimbilir... belki alexi.. belki şu mohikan traşlı sarı oğlanı...
gözleri dolacak belki yobodan bahsederken...
gökhan gönülde yumruğunu sıkacak şöyle bi...
ne şanlsı kız şu cemre...
kombinesi var.. girebilecek içeri...
uzakta kalacak oysa niceleri....
üç gecedir uyumayan çocuklardan kiminin bileti yok mesela...
pendikteki zeynep de uzaktan bakacak çubukluya o gün...
ankaradan kübra da bilet bulamamış...
trabzonlu merve gelir mi acaba...
ama adıyamandan gelen var biliyorum...
ister içerde ister dışarda...
herkesin içinde büyükadalı büyükadamın ruhu olacak...
herkes basri,,, herkes küçük hüseyin olacak...
çünkü artık topuk yaylasından başlayan yürüyüşün en önemli günü geldi...
çünkü caddeyi dolduranlar için,
çünkü çağlayanda çağlayanlar için,
zafer vakti...
her derbi bir şölen, her derbi bir tarih...
işte yine geldi biri daha....
batular tuanalar orada olacak...
belki çankırıdan ilk kez gelenler...
belki gözüyle değil yüreğiyle görenler...
siz amerikadan avustralyaya edirneden hakkariye...
gelemeyenler...biliniz ki kaşkollar bereler bize emanet...
ve siz sahaya çıkacak 11 kahraman...
en ağır emanet sizde...
lefterin cihat armanın can bartunun
cemilin alparslanın rıdvanın alın teri...
kendi işini kendi gören adamlar ordusu...
biliniz ki biz bütün kalbimiz ve 105 yıllık öfkemizle oradayız
hesabı kesmeye siz varsanız.. biz de varız...
dönelim o sıcak ramazan gününe...
babam işe gidecekti maçtan sonra...
bi abiye emanet etti beni...
birlikte yürüdük otobüse...
dedemi anlattım ona..
parçalılar geldi birden...
her tarafta onlar.. otobüsü doldurdular...
kağıttan şapkalar vardı o zaman.. güney çarpmasın diye...
o vardı kafamda.. boynumda bi liralık iplerden...
saklasam mı diye baktım. şapkamı elime aldım...
dayak yersem annem bi daha göndermezdi çünkü...
şapkayı kafama taktı abi..
ipi boynuma astı...
çubuklunun yere indiği gün
kamyoncu saitin boynunun büküldüğü gündür dedi...
gözlerim doldu.. ağlamadım...
parçalılar, ve bizi parça parça etmeye çalışanlar iyi duysun...
biz kamyoncu saitlerin başını öne eğdirmeyiz...
cemre kız... selam söyle dedene... bilsin ki;
bu can bu bedende durdukça.... emenetleri yere düşmez...
çubuklu parçalıya asla geçit vermez...
unutulmaz...
bi de ilk galatasaray maçı vardır...
anlatmaya doyulmaz...
hatırlayanınız vardır...
ben de anlatmıştım hani...
ankarada cumhurbaşkanlığı kupası...
çok fena sıcak.. üstelik ramazan...
daha 11 dememiş tevellüt...
oruca sabretmek Feneri beklemekten kolaydı...
susuz durulurdu da çubuklusuz durulmazdı...
ilk yarı yedik bi tane...
devrede ısındı küçük hüseyin...
atacak dedi istanbuldan gelen bıyıklı amca...
attı... bize koştu.. babama sarıldım...
penaltılarda devleşti yaşar...
simoviç kaçırdı.. ve bir de terim... fatih terim...
aldık kupayı... babama sarıldım..
niye ağladı, anlamadım...
kamyoncu saiti yeni kaybetmiştik o sene...
güzel adamdı.. sıkı fenerli...
ertesi gün ona gittik... babam maçı anlattı.. su döktük çiçeklerine...
babam ağladı.. anladım...
eve gittik... triko çubukluya sarıldım...
dün gece kadıköydeydim ben...
çok güzel çocukların arasında...
üç gündür uyku girmemiş gözlerine...
ama hala ışıl ışıl.. hala çakmak çakmak...
her maçtan önce aynı çaba.. aynı emek..
kimi ck'dan kimi vamos kimi ünifeb...
tribün güzel olsun, çubuklu dik dursun...
umurlarında değil karşılık istemek...
ceplerinde çok para yok...
sonuncuyu organizasyona vermişler...
yar yanağından gayrı paylaşmak için bisküviyi...
söylediğimiz marşlarda senin de sesin olmalı...
sabahı zor ettim...
meraktayım.. heyecandayım.. geçmiyor saatler...
ve o mesaj geldi...
bizim cemre...
16sındaydı tribüne geldiğinde 10 sene önce.. pırıl pırıl..
ne acılar, ne zaferler gördük beraber....
ankarada ahmet hassan o kafayı vurduğunda çöküp kalmıştı...
hani ankaranın en güzel yanı istanbula dönüşüydü...
yol boyu ağlamıştı trende...
caddede birlikteydik mayısta...
hem maçtan önce..
gözleri gülüyordu maçtan sonra görünce...
mesaj attı bugün cemrecik...
dedesinin fotoğrafı vardı içinde...
çok emeği geçmiş kulübe...
cemre çocukken her maçtan sonra benim gibi gidermiş işte...
anlatırmış tek tek...
kim attı, kim çubukluya layık oynadı.. kim ağırdan aldı...
uzun süredir gidememiş...
ama bu kez gidecekmiş işte...
o kabus gibi yaz gününden bu yana onanları anlatacakmış bir bir...
bi de cumartesi olacakları...
kimi anlatacak kimbilir... belki alexi.. belki şu mohikan traşlı sarı oğlanı...
gözleri dolacak belki yobodan bahsederken...
gökhan gönülde yumruğunu sıkacak şöyle bi...
ne şanlsı kız şu cemre...
kombinesi var.. girebilecek içeri...
uzakta kalacak oysa niceleri....
üç gecedir uyumayan çocuklardan kiminin bileti yok mesela...
pendikteki zeynep de uzaktan bakacak çubukluya o gün...
ankaradan kübra da bilet bulamamış...
trabzonlu merve gelir mi acaba...
ama adıyamandan gelen var biliyorum...
ister içerde ister dışarda...
herkesin içinde büyükadalı büyükadamın ruhu olacak...
herkes basri,,, herkes küçük hüseyin olacak...
çünkü artık topuk yaylasından başlayan yürüyüşün en önemli günü geldi...
çünkü caddeyi dolduranlar için,
çünkü çağlayanda çağlayanlar için,
zafer vakti...
her derbi bir şölen, her derbi bir tarih...
işte yine geldi biri daha....
batular tuanalar orada olacak...
belki çankırıdan ilk kez gelenler...
belki gözüyle değil yüreğiyle görenler...
siz amerikadan avustralyaya edirneden hakkariye...
gelemeyenler...biliniz ki kaşkollar bereler bize emanet...
ve siz sahaya çıkacak 11 kahraman...
en ağır emanet sizde...
lefterin cihat armanın can bartunun
cemilin alparslanın rıdvanın alın teri...
kendi işini kendi gören adamlar ordusu...
biliniz ki biz bütün kalbimiz ve 105 yıllık öfkemizle oradayız
hesabı kesmeye siz varsanız.. biz de varız...
dönelim o sıcak ramazan gününe...
babam işe gidecekti maçtan sonra...
bi abiye emanet etti beni...
birlikte yürüdük otobüse...
dedemi anlattım ona..
parçalılar geldi birden...
her tarafta onlar.. otobüsü doldurdular...
kağıttan şapkalar vardı o zaman.. güney çarpmasın diye...
o vardı kafamda.. boynumda bi liralık iplerden...
saklasam mı diye baktım. şapkamı elime aldım...
dayak yersem annem bi daha göndermezdi çünkü...
şapkayı kafama taktı abi..
ipi boynuma astı...
çubuklunun yere indiği gün
kamyoncu saitin boynunun büküldüğü gündür dedi...
gözlerim doldu.. ağlamadım...
parçalılar, ve bizi parça parça etmeye çalışanlar iyi duysun...
biz kamyoncu saitlerin başını öne eğdirmeyiz...
cemre kız... selam söyle dedene... bilsin ki;
bu can bu bedende durdukça.... emenetleri yere düşmez...
çubuklu parçalıya asla geçit vermez...
29 Şubat 2012 Çarşamba
tuana...
lisedeydim daha...
ne güzel sözleri vardı şarkının...
yatakhanenin camından karşıdaki evleri seyrediyordum...
sarı ışıklar sızıyordu...
sıcak sarı ışıklar...
kestane pişirilen sıcak evler...
ben annemden uzak.. babamdan 450 kilometre ötede...
kardeşlerimi özlerken...
sarı ışıklar sızıyordu karşı evlerden...
ve radyodaki adam umut veriyordu ısıttmayan kalorifer petekli odaya...
sana söz yine baharlar gelecek,
sana söz ışık sönmeyecek...
kale arkasındaki tellerin arasından kocaman adamları izlediğimiz yıllardı işte...
sonra pankart oldu tribünlere...
ve ben çubukluyla maçlar izledim o pankartın altında...
o gün silivriye gitmeseydim...
belki de hep bu satırla kalacaktı aklımda...
şarkının asıl ismi kazınmayacaktı kafama...
jandarmaların uzun kontrollerinden geçtim önce...
kapıda 17sinde büyümüş bir adam karşıladı beni...
haziranda adını bile bilemezdim...
batu...
babasına koşmuş yine...
hukuk felaketinin ortasındaki hukukçuya...
çok süzgündü ilk gördüğümde... ağustostu...
bak toparlamış...
acı olgunlaştırır..
içeri girdim.. çok seyirci var.. kaşkollu fularlı epey çubuklu...
bu kız kim? pek hüzünlü...
ilhan beyin emaneti.. 16sında...
tuana...
orada öğrendim...
babasını alıp götürdüklerinde bakakalmış...
tutuklamışlar sonra...
tek bi şey sormuş...
ben babamı görmeden 5 saat bile duramam ki, nasıl? nasıl?
mahkeme günlerini iple çeker mi daha lise sırasında bi kız çocuğu?
çekiyormuş işte...
koca koca adamların silahlı külahlı konuşmalarını dinler mi günde 12 saat..
dinliyormuş işte...
neden?
2 saatte bir ara olsun... babası seyirci bölümüne yaklaşsın...
sarılsın.. iki çift laf etsin...
babası yahu...
şuncacıkken geceleri başında bekleyen, ilk zıbınını giydiğinde ağlayan adam...
ilk karnesini boynuna atlayıp okuttuğu,
yazları kumsalda kumdan kale yaptığı adam...
babası...
çocuğunuz var mı?
yoksa babanıza bakın... öyle işte...
batu bu satırları okurken...
babası yanında artık...
annesi ne demişti daha ilk gün...
biz bu günleri atlatırız da...
batu üniversiteye hazırlanıyor..
kız da okula başladı...
ama ne dedi çıkarken batunun babası...
ruhumuz hala içerde...
tuana'nın kalbi de orada işte...
bir ranzanın üstünde...
sanki bilmişti ya söylemiş ya adam 20 yıl önce...
"Tuana, dallarına karlar yağıyor tuana...
Ay, yüreğine ayaz vurur da
Sen üşürsün oralarda..."
öyle dii mi çubuklu tuana?
bak nasıl devam ediyor:
"Tut, asırlık umutlarla acılarla
Tut, bırakma peşini hayatın ateşini gel"
yok yok siz tuanaya üzülmeyin...
kocaman yüreğiyle dimdik ayakta o...
sadece renklerle bakmadan önce yaşananlara...
insan olarak bakın...
Fenerbahçeden nefret edin, tamam...
Ben de bu yöneticilerden nefret edeyim...
Elimizden geleni ardımıza koymayalım...
Ama eziyet etmeyin be kardeşim..
Ayırmayın insanları çocuklarından...
Sakın merhamet etmeyin ama...
Sadece hakları olan özgürlüğü verin...
siz taraftar kardeşlerim...
fenerbahçeyi tuana gibi sevin..
kızınız gibi yani.. babanız gibi...
ve siz Lefterin çubuklu emanetini taşıyan futbolcular...
bilirsiniz size hakkım helal...
ama sizden tek isteğim var...
ne zaman o sahaya çıksanız...
bilin ki sizi babası gibi, abisi gibi izleyen bir çift göz var orada...
çünkü onun babası da abisi de biziz.. çünkü o bize emanet...
ve sen başı dik çocuk...
pencerenden modaya bak göreceksin...
bilesin ki bahçedeki fener sizlerle ışıldayacak..
ve sarı bir ışık sızacak oradan...
kestanelerin piştiği sıcak evlerdeki ışıktan...
çünkü senin ailen biziz.. senin ailen kocaman..
Tuana...
Sana söz yine baharlar gelecek
Sana söz ışık sönmeyecek...
SÖZ...
ne güzel sözleri vardı şarkının...
yatakhanenin camından karşıdaki evleri seyrediyordum...
sarı ışıklar sızıyordu...
sıcak sarı ışıklar...
kestane pişirilen sıcak evler...
ben annemden uzak.. babamdan 450 kilometre ötede...
kardeşlerimi özlerken...
sarı ışıklar sızıyordu karşı evlerden...
ve radyodaki adam umut veriyordu ısıttmayan kalorifer petekli odaya...
sana söz yine baharlar gelecek,
sana söz ışık sönmeyecek...
kale arkasındaki tellerin arasından kocaman adamları izlediğimiz yıllardı işte...
sonra pankart oldu tribünlere...
ve ben çubukluyla maçlar izledim o pankartın altında...
o gün silivriye gitmeseydim...
belki de hep bu satırla kalacaktı aklımda...
şarkının asıl ismi kazınmayacaktı kafama...
jandarmaların uzun kontrollerinden geçtim önce...
kapıda 17sinde büyümüş bir adam karşıladı beni...
haziranda adını bile bilemezdim...
batu...
babasına koşmuş yine...
hukuk felaketinin ortasındaki hukukçuya...
çok süzgündü ilk gördüğümde... ağustostu...
bak toparlamış...
acı olgunlaştırır..
içeri girdim.. çok seyirci var.. kaşkollu fularlı epey çubuklu...
bu kız kim? pek hüzünlü...
ilhan beyin emaneti.. 16sında...
tuana...
orada öğrendim...
babasını alıp götürdüklerinde bakakalmış...
tutuklamışlar sonra...
tek bi şey sormuş...
ben babamı görmeden 5 saat bile duramam ki, nasıl? nasıl?
mahkeme günlerini iple çeker mi daha lise sırasında bi kız çocuğu?
çekiyormuş işte...
koca koca adamların silahlı külahlı konuşmalarını dinler mi günde 12 saat..
dinliyormuş işte...
neden?
2 saatte bir ara olsun... babası seyirci bölümüne yaklaşsın...
sarılsın.. iki çift laf etsin...
babası yahu...
şuncacıkken geceleri başında bekleyen, ilk zıbınını giydiğinde ağlayan adam...
ilk karnesini boynuna atlayıp okuttuğu,
yazları kumsalda kumdan kale yaptığı adam...
babası...
çocuğunuz var mı?
yoksa babanıza bakın... öyle işte...
batu bu satırları okurken...
babası yanında artık...
annesi ne demişti daha ilk gün...
biz bu günleri atlatırız da...
batu üniversiteye hazırlanıyor..
kız da okula başladı...
ama ne dedi çıkarken batunun babası...
ruhumuz hala içerde...
tuana'nın kalbi de orada işte...
bir ranzanın üstünde...
sanki bilmişti ya söylemiş ya adam 20 yıl önce...
"Tuana, dallarına karlar yağıyor tuana...
Ay, yüreğine ayaz vurur da
Sen üşürsün oralarda..."
öyle dii mi çubuklu tuana?
bak nasıl devam ediyor:
"Tut, asırlık umutlarla acılarla
Tut, bırakma peşini hayatın ateşini gel"
yok yok siz tuanaya üzülmeyin...
kocaman yüreğiyle dimdik ayakta o...
sadece renklerle bakmadan önce yaşananlara...
insan olarak bakın...
Fenerbahçeden nefret edin, tamam...
Ben de bu yöneticilerden nefret edeyim...
Elimizden geleni ardımıza koymayalım...
Ama eziyet etmeyin be kardeşim..
Ayırmayın insanları çocuklarından...
Sakın merhamet etmeyin ama...
Sadece hakları olan özgürlüğü verin...
siz taraftar kardeşlerim...
fenerbahçeyi tuana gibi sevin..
kızınız gibi yani.. babanız gibi...
ve siz Lefterin çubuklu emanetini taşıyan futbolcular...
bilirsiniz size hakkım helal...
ama sizden tek isteğim var...
ne zaman o sahaya çıksanız...
bilin ki sizi babası gibi, abisi gibi izleyen bir çift göz var orada...
çünkü onun babası da abisi de biziz.. çünkü o bize emanet...
ve sen başı dik çocuk...
pencerenden modaya bak göreceksin...
bilesin ki bahçedeki fener sizlerle ışıldayacak..
ve sarı bir ışık sızacak oradan...
kestanelerin piştiği sıcak evlerdeki ışıktan...
çünkü senin ailen biziz.. senin ailen kocaman..
Tuana...
Sana söz yine baharlar gelecek
Sana söz ışık sönmeyecek...
SÖZ...
23 Şubat 2012 Perşembe
özlem...
kamyoncu saitin oğluna,
onun da bana iki emaneti var...
biri triko çubuklu.. öteki onur...
daha 9 yaşındaydım gittiğinde...
mert adam.. güzel adam.. dik adam...
kamyoncu sait...
ankaraya her gittiğimde uğrarım yanına...
toprağına su verir dertleşirim...
son gidişimde hazirandı...
şampiyonluğu sordu, aykut hocayı, çocukları...
anlattım tek tek... oğlu da yanımdaydı...
antep maçını dinlerken çok heyecanlandı...
mermerini eliyle sildi oğlu...
ismine dokunduk... dua ettik... ağladık...
vedalaştık sonra...
emanetlerimi canınız gibi koruyun dedi...
onlar sizin şerefiniz...
söz verdim.. ne çubuklu yere düşer ne de onurumuz dedim...
sonrası deprem...
sonrası direniş...
sonrası yayla, cadde, kadınlar...
kadınlar, kadınlar, kadınlar...
gururumuz, canımız, sevdiğimiz...
dün gece geldi yine rüyama...
oğul dedi.. evlat dedi.. torun dedi...
sana hakkımı helal edeceğim gündür...
atanın babanın sevdasına sahip çık...
ne ter içinde uyandım, ne yerimden fırladım...
yüzümde bir tebüssüm, gönlüm ferah...
bugün öğlen çağlayandayım ben...
kamyoncu saitin emanetini savunmaya...
sırtımda çubuklu forma...
kalbimin orta yerinde onurum...
sen de gel benimle...
nahit amca ol çağlayana gel...
nezihe teyze ol meydana gel...
topuk yaylası yolundaki çocuk ol,
defter kabındaki çubuklu ol...
doksan artı dörtte santos ol gel...
tam da yüzümüz düşmüşken ukiç...
mirsad ol gel usta...
kaşın patlasın, yüreğin kabarsın gel...
erdal abi ol gel amcacığım,
gözlerin görmezse yüreğinle gör gel...
papazın çayırındaki anılarını topla da gel vahit dede,
cemili ilk izlediğin günü getir yanında yasemin teyze...
nadir hocam basri dirimlilinin direnciyle gel...
sen de küçük hüseyini al hilmi efendi...
biriniz pierre van hooijdonk olsun uzunlar...
nevriye yılmaz... fenerbahçe yıkılmaz...
naz'lı naz'lı dalgalansın meleklerin bayrağı...
edalı erdemli mağrur...
"bir sel" olup akalım caferağadan çağlayana...
ekşi bir tat kalsın çekemeyenin ağzında
arslan yürekli kaptanlardan...
alex orada yok mu sanırsın usta....
samet de souza sen de souza ben de souza...
kocaman bir tarihin...
koç gibi savunucuları...
gecenin karanlığına inat çıkan,
yukardaki ay şahit olsun ki...
gün bugündür...
vapura atla gel, metrobüse bin gel...
sevgilini al gel.. cumayı kıl gel...
direncini öfkeni sevdanı hasretini al gel...
sanma ki yalnız olacaksın...
kalbinde fenerbahçeyi yaşatanlarıyla,
genç'iyle, cefakarıyla, üniversitelisiyle...
hepimiz biraradayız...
yani sol açık'tan kopup gelirken vamos...
gün bugündür çubuklu için....
ah be kamyoncu sait...
dinlemiş miydin sen gökçeni...
ne demişti hani efsaneye veda ederken...
ben lefteri dedem gibi sevdim, hani babalar kızar ya bazen...
dedeler kıyamaz...
lefter fenerbahçe için odur işte...
öyle dedi ya kamyoncu sait.. öyle dedi gökçen...
bak dün akşam maçtaydı lefterin emanetini taşıyanlar...
hatta salı çağlayanda, sonra caferağada...
çünkü triko çubuklu herkese emanet...
özlem de çağlayan da olacak bugün...
basrilerin, cihatların torunları da...
çünkü siz nasıl gururla taşıdıysanız armayı...
biz de o kadar seviyoruz formayı...
hepimizin üstünde iki ağır emanet...
bir triko çubuklu.. bir de 105 yıllık onurumuz..
o emanetleri bizden kimse alamaz...
dünya yıkılır, FENERBAHÇE YIKILMAZ...
onun da bana iki emaneti var...
biri triko çubuklu.. öteki onur...
daha 9 yaşındaydım gittiğinde...
mert adam.. güzel adam.. dik adam...
kamyoncu sait...
ankaraya her gittiğimde uğrarım yanına...
toprağına su verir dertleşirim...
son gidişimde hazirandı...
şampiyonluğu sordu, aykut hocayı, çocukları...
anlattım tek tek... oğlu da yanımdaydı...
antep maçını dinlerken çok heyecanlandı...
mermerini eliyle sildi oğlu...
ismine dokunduk... dua ettik... ağladık...
vedalaştık sonra...
emanetlerimi canınız gibi koruyun dedi...
onlar sizin şerefiniz...
söz verdim.. ne çubuklu yere düşer ne de onurumuz dedim...
sonrası deprem...
sonrası direniş...
sonrası yayla, cadde, kadınlar...
kadınlar, kadınlar, kadınlar...
gururumuz, canımız, sevdiğimiz...
dün gece geldi yine rüyama...
oğul dedi.. evlat dedi.. torun dedi...
sana hakkımı helal edeceğim gündür...
atanın babanın sevdasına sahip çık...
ne ter içinde uyandım, ne yerimden fırladım...
yüzümde bir tebüssüm, gönlüm ferah...
bugün öğlen çağlayandayım ben...
kamyoncu saitin emanetini savunmaya...
sırtımda çubuklu forma...
kalbimin orta yerinde onurum...
sen de gel benimle...
nahit amca ol çağlayana gel...
nezihe teyze ol meydana gel...
topuk yaylası yolundaki çocuk ol,
defter kabındaki çubuklu ol...
doksan artı dörtte santos ol gel...
tam da yüzümüz düşmüşken ukiç...
mirsad ol gel usta...
kaşın patlasın, yüreğin kabarsın gel...
erdal abi ol gel amcacığım,
gözlerin görmezse yüreğinle gör gel...
papazın çayırındaki anılarını topla da gel vahit dede,
cemili ilk izlediğin günü getir yanında yasemin teyze...
nadir hocam basri dirimlilinin direnciyle gel...
sen de küçük hüseyini al hilmi efendi...
biriniz pierre van hooijdonk olsun uzunlar...
nevriye yılmaz... fenerbahçe yıkılmaz...
naz'lı naz'lı dalgalansın meleklerin bayrağı...
edalı erdemli mağrur...
"bir sel" olup akalım caferağadan çağlayana...
ekşi bir tat kalsın çekemeyenin ağzında
arslan yürekli kaptanlardan...
alex orada yok mu sanırsın usta....
samet de souza sen de souza ben de souza...
kocaman bir tarihin...
koç gibi savunucuları...
gecenin karanlığına inat çıkan,
yukardaki ay şahit olsun ki...
gün bugündür...
vapura atla gel, metrobüse bin gel...
sevgilini al gel.. cumayı kıl gel...
direncini öfkeni sevdanı hasretini al gel...
sanma ki yalnız olacaksın...
kalbinde fenerbahçeyi yaşatanlarıyla,
genç'iyle, cefakarıyla, üniversitelisiyle...
hepimiz biraradayız...
yani sol açık'tan kopup gelirken vamos...
gün bugündür çubuklu için....
ah be kamyoncu sait...
dinlemiş miydin sen gökçeni...
ne demişti hani efsaneye veda ederken...
ben lefteri dedem gibi sevdim, hani babalar kızar ya bazen...
dedeler kıyamaz...
lefter fenerbahçe için odur işte...
öyle dedi ya kamyoncu sait.. öyle dedi gökçen...
bak dün akşam maçtaydı lefterin emanetini taşıyanlar...
hatta salı çağlayanda, sonra caferağada...
çünkü triko çubuklu herkese emanet...
özlem de çağlayan da olacak bugün...
basrilerin, cihatların torunları da...
çünkü siz nasıl gururla taşıdıysanız armayı...
biz de o kadar seviyoruz formayı...
hepimizin üstünde iki ağır emanet...
bir triko çubuklu.. bir de 105 yıllık onurumuz..
o emanetleri bizden kimse alamaz...
dünya yıkılır, FENERBAHÇE YIKILMAZ...
18 Şubat 2012 Cumartesi
çağlayan...
çığlık...
senin kadıköyden bu akşam duyduğun da anladığın da budur...
aman bari kadınları üzmeyin haaaa....
sonra düştü kaldırımda omuzlar...
neyse ki içerde direnişe geçti nene hatunlar...
devrede tespihe sarıldı teyzem...
yeşim ablaya dedi.. merak etme.. fenerbahçe yıkılmaz...
ah be teyzem siz oldukça...
bu isyan susmaz...
çok fena geldi yiğidolar...
tam pedriel bitirecekken umutları...
ana kız nasman ailesi bağları kolları...
hızlı çıktı takım...
yer değiştirdi annesiyle merve hanım...
kaptana dokunmak kaldı...
belli ki tv başında erkekler ah aldı...
kadın hayattır...
hayat verir...
tribünde umut doğurdu fenerbahçenin kadınları...
alex o umudu yuvarladı...
kadıköy... bayram yeri...
mine maratonda haykırdı...
burcu feneriumda ağladı...
nazenin kardeşine sarıldı...
hacı teyzem okudu üfledi bağırdı...
hiç umudu kesmedi gelin görümce..
emre yüreğiyle vurdu gözyaşlarını görünce...
kimi oyununu bırakıp geldi.. kimi babasına mesaj verdi...
en güzel halleriyle.. en güzel hayalleriyle oradaydılar...
yenilsek ne fark ederdi elbet ama...
kazanmaya da pek yakıştılar...
geceden başlamıştı aslında destan...
ck ünifeb münferit fenerliler vamos çalıştı...
"direneceğiz" sözü en çok kadınlara yakıştı...
çünkü hep direndi onlar...
çünkü hiç pes etmedi...
daha herkes susarken çıktılar sokağa..
gözyaşları sel oldu...
nehir gibi kopup geldiler yayladan caddeye..
en zor zamanlarında kayıpların..
yaktılar meşaleleri "farketmez" dediler...
bakın şimdi bir göl gibi sakinler...
bir dalgakıranın arkasında öylece mutedil...
ama yürekleri hala yangın yeri...
gözleri alev alev...
senin kadıköyden bu akşam duyduğun da anladığın da budur...
isyan...
aslında kaldırım tribünü değildi bu kez derdim...
sadece onları yakından görmeye gittim...
eylül destanını yazarlarken ellerinden öpememiştim...
sadece yanlarından geçeyim istedim.. yüzlerine bakayım...
öylece seyredeyim işte...
anaları, kızları.. fenerbahçeyi yüreğinde yaşatanları...
hiçbiri görmedi beni...
hatta birbirlerini...
gözlerinde şimşekler.. durmadan koşturuyorlardı.. sevdalarına.. sevdalılarına...
bilette yazan tribünün yerini bilmeyen vardı..
ya da kızıyla aynı tribüne yer bulamayan...
öyle samimiydi ki panikleri...
öyle sıcaktı ki endişeleri...
işte o endişeydi fenerbahçe.. o endişeyi taşıyan koca yürek...
caddeden akın akın geldiler.. kızıltoprak trenini iki renge boyadılar...
metrobüsleri fethettiler...
işte o fetihtir fenerbahçe...
kalpleri fetheden renktir...
bağcılardan gelmişti gelin görümce...
"kıııızz bi daa göndermezler bizi, valla giremeden gitmem dedi görümce"
"gircez ablaaaa, fenere bu kadar yaklaşmışken..." derken gelin..
kaçtım...
ya giremezlerse diye...
burak, ayça, borancan bilet yağdırdı destan kadınlarına...
geçen sene omuz omuza destan yazdıklarıysa dışarda kaldı..
dooru kaldırıma..
içerde gençliğe hitabe.. kaldırımda haklıyız kazanacağız...
biliyorum ki hep böyle omuz omuza olacağız...
sonra yıkıldı stat...
kaldırımda fener alayı...
çabuk yedik ama...aman bari kadınları üzmeyin haaaa....
sonra düştü kaldırımda omuzlar...
neyse ki içerde direnişe geçti nene hatunlar...
devrede tespihe sarıldı teyzem...
yeşim ablaya dedi.. merak etme.. fenerbahçe yıkılmaz...
ah be teyzem siz oldukça...
bu isyan susmaz...
çok fena geldi yiğidolar...
tam pedriel bitirecekken umutları...
ana kız nasman ailesi bağları kolları...
hızlı çıktı takım...
yer değiştirdi annesiyle merve hanım...
kaptana dokunmak kaldı...
belli ki tv başında erkekler ah aldı...
kadın hayattır...
hayat verir...
tribünde umut doğurdu fenerbahçenin kadınları...
alex o umudu yuvarladı...
kadıköy... bayram yeri...
mine maratonda haykırdı...
burcu feneriumda ağladı...
nazenin kardeşine sarıldı...
hacı teyzem okudu üfledi bağırdı...
hiç umudu kesmedi gelin görümce..
emre yüreğiyle vurdu gözyaşlarını görünce...
kimi oyununu bırakıp geldi.. kimi babasına mesaj verdi...
en güzel halleriyle.. en güzel hayalleriyle oradaydılar...
yenilsek ne fark ederdi elbet ama...
kazanmaya da pek yakıştılar...
geceden başlamıştı aslında destan...
ck ünifeb münferit fenerliler vamos çalıştı...
"direneceğiz" sözü en çok kadınlara yakıştı...
çünkü hep direndi onlar...
çünkü hiç pes etmedi...
daha herkes susarken çıktılar sokağa..
gözyaşları sel oldu...
nehir gibi kopup geldiler yayladan caddeye..
denize kavuştular kadıköyde bir eylül akşamı...
hiç dinlemediler dedikoduları...
akılla değil yürekle sevdiler...en zor zamanlarında kayıpların..
yaktılar meşaleleri "farketmez" dediler...
bakın şimdi bir göl gibi sakinler...
bir dalgakıranın arkasında öylece mutedil...
ama yürekleri hala yangın yeri...
gözleri alev alev...
bir dinle bak ne diyor bu kocaman yürekli küçük gözlerdeki mavilikler...
eyyyy daha kırkı çıkmadan lefterin takımını yenilir sananlar...
eyyyy ayetullah beyin emanetine dil uzatanlar...
tam 7 aydır bu sevdayla yanıyoruz..
bundan sonra fenere el ayak göz olacağız...
düşenin elinden biz tutacağız...
tam 7 aydır ağlayan bizdik ama...
pazartesiden itibaren
ÇAĞLAYAN biz olacağız...
17 Şubat 2012 Cuma
kadınlar...
bir eylül günü rastladınız onlara...
nehir gibi coşmuş gelirken...
önlerine katıp sürüklediler hepimizi...
hep oradaydılar aslında...
yüzyıllardır olduğu gibi yine görmezden geliyorduk...
10 temmuzda akın akın gittiler topuk yaylasına...
arada kaynayıp gitse de sesleri...
çok şey anlatıyordu isyan dolu gözleri...
caddeye indiler sonra...
kimi tepeden tırnağa çubuklu..
kimi inadına topuklu...
köprüye koştular..
akın akın...
gaz yediler.. naz yapmadılar..
bi tanesi herkesten önce fırladı ekranlara...
herkes susarken yedirmem fenerbahçeyi diye haykırdı...
binlercesi sokağı hiç bırakmadı...
sonra o çirkin kararı aldınız siz...
cezalı maçı kadınlar izlesin...
tarihin en utanç verici kararı...
asrın en büyük eylemine dönüştü...
bütün bentleri yıktılar...
ne kadar duvar ördüysek bin yıldır...
hepsini aştılar...
ne kadar kapattıysak kapıları...
kırdılar...
hepsi yürekten sevdalı.. hepsi inadına çubuklular...
siz yine magazine sardınız...
seslerine taktınız...
ama onlar takmadılar...
çünkü hesapla değil yürekle ordaydılar...
bize çok acayip gelse de...
aslında kendileri sıradan buldular...
bir sevdalının yanı sevgilinin yanıdır dediler...
taklidini yapalım diyenler oldu...
yanından geçemediler...
bak işte yine geliyorlar...
avrupadan adanadan izmirden edirneden...
bağcılardan nişantaşından erenköyden etilerden...
saatlerce kuyrukta beklediler...
bir yerde bulamayınca 5 yeri gezdiler...
sağı solu aradılar...
bulur bulmaz ağladılar...
bak yine oradalar işte...
caddeden akıyor binlercesi...
metrobüsler lacivert ve sarı...
vapur hiiiç bu kadar güzel olmamıştı be kaptan...
gebze kızıltoprak sevgi hattı...
nakış işler gibi geliyorlar.. yoğurt mayalar gibi...
topuklularıyla, asil ve şık fularıyla...
başörtüleriyle.. kaşkoluyla...
belki ev halleriyle.. en güzel hayalleriyle...
ama en çok yürekleriyle...
ne ispat dertleri var.. ne yarış yapıyorlar...
sadece seviyorlar..
sevgiliye gidiyorlar...
çünkü isyanları hep daha gerçek...
çünkü yürekleri dağlar kadar...
planları yapan efendiler...
onları iyi izleyin...
kulakları sağır yazıcılar...
onları iyi dinleyin...
eylülde dip dalgaydılar...
şimdi kıyıya geliyorlar...
sakın önlerine çıkmayın..
çünkü engel bilmiyorlar...
artık onlara birşeyler öğretmeyi bırakın...
sadece o güzel yüreklerine bakın...
bırakın ders vermeyi de...
sevgilerinden ders alın...
siz çubuklu kahramanlar...
onlar sizi seviyorlar...
bir tek size geliyorlar...
dikkatli bakın gözlerine...
kalplerini dinleyin...
sevgide tabelaya bakmaz onlar...
hayatta olduğu gibi sahada da yürek isterler...
ve siz çubukluyla hesap yapanlar...
basrileri lefterleri masaya koymak isteyenler...
siz bitti sandıkça analar yeni sevdalar doğuruyor...
siz bitti sandıkça destana yeni sayfalar ekleniyor...
fenerbahçenin kadınları geliyor...
ve düdük çalıyor..
maç bitmiyor efendiler..
daha yeni başlıyor...
nehir gibi coşmuş gelirken...
önlerine katıp sürüklediler hepimizi...
hep oradaydılar aslında...
yüzyıllardır olduğu gibi yine görmezden geliyorduk...
10 temmuzda akın akın gittiler topuk yaylasına...
arada kaynayıp gitse de sesleri...
çok şey anlatıyordu isyan dolu gözleri...
caddeye indiler sonra...
kimi tepeden tırnağa çubuklu..
kimi inadına topuklu...
köprüye koştular..
akın akın...
gaz yediler.. naz yapmadılar..
bi tanesi herkesten önce fırladı ekranlara...
herkes susarken yedirmem fenerbahçeyi diye haykırdı...
binlercesi sokağı hiç bırakmadı...
sonra o çirkin kararı aldınız siz...
cezalı maçı kadınlar izlesin...
tarihin en utanç verici kararı...
asrın en büyük eylemine dönüştü...
bütün bentleri yıktılar...
ne kadar duvar ördüysek bin yıldır...
hepsini aştılar...
ne kadar kapattıysak kapıları...
kırdılar...
hepsi yürekten sevdalı.. hepsi inadına çubuklular...
siz yine magazine sardınız...
seslerine taktınız...
ama onlar takmadılar...
çünkü hesapla değil yürekle ordaydılar...
bize çok acayip gelse de...
aslında kendileri sıradan buldular...
bir sevdalının yanı sevgilinin yanıdır dediler...
taklidini yapalım diyenler oldu...
yanından geçemediler...
bak işte yine geliyorlar...
avrupadan adanadan izmirden edirneden...
bağcılardan nişantaşından erenköyden etilerden...
saatlerce kuyrukta beklediler...
bir yerde bulamayınca 5 yeri gezdiler...
sağı solu aradılar...
bulur bulmaz ağladılar...
bak yine oradalar işte...
caddeden akıyor binlercesi...
metrobüsler lacivert ve sarı...
vapur hiiiç bu kadar güzel olmamıştı be kaptan...
gebze kızıltoprak sevgi hattı...
nakış işler gibi geliyorlar.. yoğurt mayalar gibi...
topuklularıyla, asil ve şık fularıyla...
başörtüleriyle.. kaşkoluyla...
belki ev halleriyle.. en güzel hayalleriyle...
ama en çok yürekleriyle...
ne ispat dertleri var.. ne yarış yapıyorlar...
sadece seviyorlar..
sevgiliye gidiyorlar...
çünkü isyanları hep daha gerçek...
çünkü yürekleri dağlar kadar...
planları yapan efendiler...
onları iyi izleyin...
kulakları sağır yazıcılar...
onları iyi dinleyin...
eylülde dip dalgaydılar...
şimdi kıyıya geliyorlar...
sakın önlerine çıkmayın..
çünkü engel bilmiyorlar...
artık onlara birşeyler öğretmeyi bırakın...
sadece o güzel yüreklerine bakın...
bırakın ders vermeyi de...
sevgilerinden ders alın...
siz çubuklu kahramanlar...
onlar sizi seviyorlar...
bir tek size geliyorlar...
dikkatli bakın gözlerine...
kalplerini dinleyin...
sevgide tabelaya bakmaz onlar...
hayatta olduğu gibi sahada da yürek isterler...
ve siz çubukluyla hesap yapanlar...
basrileri lefterleri masaya koymak isteyenler...
siz bitti sandıkça analar yeni sevdalar doğuruyor...
siz bitti sandıkça destana yeni sayfalar ekleniyor...
fenerbahçenin kadınları geliyor...
ve düdük çalıyor..
maç bitmiyor efendiler..
daha yeni başlıyor...
15 Şubat 2012 Çarşamba
ayaz...
önce fotoğraflar geldi...
daha gün aydınlanmamış.
ülkenin hali gibi hava.. alacakaranlık...
ellerinde bayraklar..
kendileri bayraklardan daha dalgalılar...ak tolgalı beyler beyi yok ama...
güneşe akına sevdalılar...
sonra canlı yayınlar...
23ü tutuklu 93 sanık... falan filan yılla yargılanıyor.. işte 3 temmuzdan bu yana..... vesaire...
arkada tanıdık yüzler...
şükrü, ercan, yasmin reis, cemre, burkay, vamos, cefakarlar...
ve tanımadan sevilenler...
bastonlu amcalar, kaşkoluyla kendi boynunu değil bizim yüreğimizi ısıtan dedeler...
bir fotoğraf ki.. bir fotoğraf ki daha iyi nasıl anlatılır mücadele... himhili.. bizim tuba...
hepiniz mi güzelsiniz be kardeşim...
hepiniz mi çiçek...
kabardı da kabardı yüreğim...
düştüm sonraaaaaaa yollarınaaaaaaaaaaa... isyanımı haykırmayaaaaaaa...
yol içimde uzadı...
son virajı alırken gözlerim buğulandı...
çoğunuz gitmişsiniz...
silivri sizmissiniz...
kalanlar bizim..
kalanlar beyaz anadolu hisarında cesur yürek...
tam da rumeli hisarının karşısında...
ilyas abi orada.. çatıvermisler otağı.. eyvallah...
girmeyecektim içeri.. yapamayacaktım...
ben tanırım yüreğimi.. bir baba kızına baksa kaldıramazdım...
tam o sırada aradı...
sevgililer gününün anlam ve önemi...
gönlümün güneşi.. ruhumun sabırlı eşi..
oraya kadar gitmişsin girmezsen olmaz dedi...
lube'yi gördüm kaldırımda...
istikamet muhakeme salonu...
işte sonrası zor be kardeşim...
işte ondan sonrası zor...
dışarda ayaz var ama donan içerdeki yürekler...
nasıl soktunuz bunca yıllık sevdayı buraya be kardeşim? nasıl kıydınız çubukluya...
caddede, mabedde takılan kaşkolların ne işi var o ruhsuz sıralarda...
bir adam konuşuyor tek kanallı günlerin sesiyle...
giresunda kırmızıda geçmiş birileri, avrupadan elemişler feneri..
ne zormuş be kardeşim...
ipek kravatlı adam çok uzakta...
babamın efsanesi cemil zayıflamış epey..
hepsi tamam da.. o aralarda uzaktan bakışmalar yok mu?
tamer abiiiiiii hala çok hızlı araba kullanıyo bu...
abi ceket buruşmuş, biraz toparla...
küçük dev kadın selma abla...
ah keşke bakmayaydı ekşioğulları birbirine...
babamdan 5 saat ayrılamam ki ben diye dökülmeyeydi o harfler...
tebessüm ediyorlardı aslında be... mutluydular valla...
ara ara düştü küçük başlar büyük omuzlara elbet...
bazen bulut geldi çöktü gözlere.. balkanlara yakınız ya epey.. ondan...
tam o sırada o dördüncü goldeki gibi salladı parmağı...
aman haa.. dik durun...
valla da dikler billa da.. sen kızma...
ama ne hasretler gizli o tebessümlerin altında be...
ne acılar...
orta sırada iki genç var.. elele.. onlar kim ola.. bilen yok...
birinin üstünde aykut hocanın mont, diğerinde çubuklu...
bilmem belki biri lefterin biri zeki rızanın torunu...
upuzuuun bi yer bu salon aslında...
ben diyim tam yarı saha kadar siz deyin ülker arena..
ama aralarda kısalıyor işte mesafeler...
bir gülücük mesafesinden sallanıyor eller..
bir ay idare edecek tebessüm veriyorlar çubuklu mahkumlara...
koç gibi adam daralıyor uzun kalınca.. gidiyor, dayanamayıp geri giriyor içeri...
öyle yani...
sonra ben konuşuyorum kimse duymadan...
hala sevilen birer abidesiniz diyorum...
söylemezsem üstümde kalır...
öyküm, merve kuzenmiş ya,, selam söylediler...
nahit amca aradı...
gönül gözlü erdal abi.. oğlu vardı hani.. eşref.. ilkokula başladı be.. valla...
oğuna çubuklu lif ören nine, yorganı iki renk diken anne...
gebze haydarpaşa treni kızıltoprakta siren öttürdü 18 kez...
bir muhabir yanaştı yanıma...abi.... yıkılmayız dedi...
artık çıkmam lazım...dışarısı ayaz.. ama yüreği sıcak herkesin...
aha... içerdeki gençler.. kimsiniz kardeşim siz...anıl ve melda... sevgililer gününde burada.. öyle ya...
kollarında dövme 1907 yazıyor.. 19 temmuzda tanışmışlar yeminle...babası kalp kirizi geçirmiş tribünde anıl'ın...
sonra böbrekler bırakmış...
ve her diyalize lefter formasıyla gidiyormuş heeeeeyyyyyy....her seansa.. aynı formayla..
siz kimi yargılıyorsunuz be kardeşim?
siz kimi yıkıyorsunuz?
hani asla başkan olamazsın demiş ya işte...
kapıdan geçemezsiniz... semte gelemezsiniz...
nahit amcalar nezihe teyzeler, yeşim ablalar geçit vermez size...
ne demiş haklıyız kazanacağız pankartını asanlar...bize belki var ama o armaya ölüm yok...
14 Şubat 2012 Salı
silivri...
bizim lisenin pide günüydü pazar...
acıbademde bi yar...
anılar anılar anılar...
samsunda fenerli olmak.. otele kaçak girmeler...
radyoda bir heyecan fırtınası...
kadıköyden gol haberi var...
toplu foto lazım...
kaldırıma dizildik... yolun karşısında foto abi...
vay bee 25 yıl.. üfff filan lafları arasında,,,
çekiyorum çekiyorum çeeek...
oooğlum bi bak bakiim bana...
döndüm 75 yaşlarında bir teyze....
baş örtüsünün önünde bir tutam saç.. pamuk beyazı...
buyur teyzem...
sen televizyondaki çocuksun... sana bi çift lafım var...
başım üstüne teyzem...
ben de elli yıldır gidiyorum o stada...
kadife gibi elleriyleelimi tuttu...
ve her maçtan önce duvarına bu elleri dokunuyorum...
dua ediyorum...
Allahım fenerbahçeme zeval verme diye...
eksik olma teyzem.. sizlerin sayesinde ayakta o stat...
biz onun sayesinde ayaktayız evlat...
bizim omurgamız fenerbahçe...
ellerine sarıldım.. gözyaşımı genzime akıttım...
caferağaya geçtim oradan...
sahada savaşan kadınlar...
vamos, amatörler, sol açık kenarda...
devrede bi kız geldi.. pırıl pırıl.. onsekizinde...
adım öyküm dedi...
çok güzel yazıyorsunuz...
tribünü gösterdim...
çok güzel yaşayan olmadan güzel yazılamaz...
zor günler dedim.. senin yaşında daha zordur kaldırmak...
cefasını çekmeyeceğimiz yola girmeyiz dedi...
sarıldım...
ne güzel babaymış seni büyüten.. ne güzel anaymış sütünü veren...
güzel oynadı kızlar.. biz kazandık...
önümüzde bi amca oturuyordu...
oyuncuların hepsine kızım dedi.. hiç kızmadı.. bazen sitem..
dönüşte...
tam merdivenleri inerken,
ercan gösterdi amcayı...
bir 70lik çınar daha...
koltuk değneği var sağ elinde...
neredeyse dakikada bir basamak iniyor.. yüzünde çizgiler kırışıyor her adımda..
çok canı yanıyor belli.. ama gözleri ışıl ışıl...
sonradan öğreniyorum.. salonun müdavimi...
niye geldin diye sorana...
nefes alıyorsam gelirim dermiş...
zaten aldığı nefes fenerbahçeymiş..
ulan bu takımı dedi ercan... siz bu takımı... nasıl nasıl...
çıktık...
yürüdük biraz çok soğuktu.. eve geldim..
topçular başlamış... yenildik...
internette trabzonda okuyan bi çubuklu kız buldu beni...
dedi abi forma giyemiyorum burda..
dedim yenildik...
dedi ki onu matematikçiler düşünsün...
dertleştik biraz...
maçtan hiç bahsetmedik...
silivride iyi bakın çevrenize..
belki pamuk teyzenin elini öpme fırsatı bulursunuz
belki de öyküm vardır tam da o baharlar gelecek pankartının yanında
merve gelemiyor trabzondan..
ama çok selam söyledi...
koltuk değnekli amcaya yardım etmeye çalışmayın..
yoluna çıkmayın yeter...
siz ey karar alıcılar...
ne sonuç çıkarsa çıksın
o eller yine kalkar duaya...
ne öyküm'üz biter ne sevdamız...
bir tek adamı vermedik bu tribünden...
ve yine de vermeyiz...
kimlik tespitinde soracaksınız ama ben şimdiden söyleyeyim..
hepsinin adı başka soyadı fenerbahçe...
siz çubuklu parmaklıkların arkasında yatanlar..
bilin ki siz varsanız biz de varız...
ve siz sahada çubukluyu taşıyanlar..
artık bir adım fazlasını pamuk eller için atarsınız...
hani diyordu ya pankart..
siz mücadele edin yeter.. gerekirse biz ölürüz...
acıbademde bi yar...
anılar anılar anılar...
samsunda fenerli olmak.. otele kaçak girmeler...
radyoda bir heyecan fırtınası...
kadıköyden gol haberi var...
toplu foto lazım...
kaldırıma dizildik... yolun karşısında foto abi...
vay bee 25 yıl.. üfff filan lafları arasında,,,
çekiyorum çekiyorum çeeek...
oooğlum bi bak bakiim bana...
döndüm 75 yaşlarında bir teyze....
baş örtüsünün önünde bir tutam saç.. pamuk beyazı...
buyur teyzem...
sen televizyondaki çocuksun... sana bi çift lafım var...
başım üstüne teyzem...
ben de elli yıldır gidiyorum o stada...
kadife gibi elleriyleelimi tuttu...
ve her maçtan önce duvarına bu elleri dokunuyorum...
dua ediyorum...
Allahım fenerbahçeme zeval verme diye...
eksik olma teyzem.. sizlerin sayesinde ayakta o stat...
biz onun sayesinde ayaktayız evlat...
bizim omurgamız fenerbahçe...
ellerine sarıldım.. gözyaşımı genzime akıttım...
caferağaya geçtim oradan...
sahada savaşan kadınlar...
vamos, amatörler, sol açık kenarda...
devrede bi kız geldi.. pırıl pırıl.. onsekizinde...
adım öyküm dedi...
çok güzel yazıyorsunuz...
tribünü gösterdim...
çok güzel yaşayan olmadan güzel yazılamaz...
zor günler dedim.. senin yaşında daha zordur kaldırmak...
cefasını çekmeyeceğimiz yola girmeyiz dedi...
sarıldım...
ne güzel babaymış seni büyüten.. ne güzel anaymış sütünü veren...
güzel oynadı kızlar.. biz kazandık...
önümüzde bi amca oturuyordu...
oyuncuların hepsine kızım dedi.. hiç kızmadı.. bazen sitem..
dönüşte...
tam merdivenleri inerken,
ercan gösterdi amcayı...
bir 70lik çınar daha...
koltuk değneği var sağ elinde...
neredeyse dakikada bir basamak iniyor.. yüzünde çizgiler kırışıyor her adımda..
çok canı yanıyor belli.. ama gözleri ışıl ışıl...
sonradan öğreniyorum.. salonun müdavimi...
niye geldin diye sorana...
nefes alıyorsam gelirim dermiş...
zaten aldığı nefes fenerbahçeymiş..
ulan bu takımı dedi ercan... siz bu takımı... nasıl nasıl...
çıktık...
yürüdük biraz çok soğuktu.. eve geldim..
topçular başlamış... yenildik...
internette trabzonda okuyan bi çubuklu kız buldu beni...
dedi abi forma giyemiyorum burda..
dedim yenildik...
dedi ki onu matematikçiler düşünsün...
dertleştik biraz...
maçtan hiç bahsetmedik...
silivride iyi bakın çevrenize..
belki pamuk teyzenin elini öpme fırsatı bulursunuz
belki de öyküm vardır tam da o baharlar gelecek pankartının yanında
merve gelemiyor trabzondan..
ama çok selam söyledi...
koltuk değnekli amcaya yardım etmeye çalışmayın..
yoluna çıkmayın yeter...
siz ey karar alıcılar...
ne sonuç çıkarsa çıksın
o eller yine kalkar duaya...
ne öyküm'üz biter ne sevdamız...
bir tek adamı vermedik bu tribünden...
ve yine de vermeyiz...
kimlik tespitinde soracaksınız ama ben şimdiden söyleyeyim..
hepsinin adı başka soyadı fenerbahçe...
siz çubuklu parmaklıkların arkasında yatanlar..
bilin ki siz varsanız biz de varız...
ve siz sahada çubukluyu taşıyanlar..
artık bir adım fazlasını pamuk eller için atarsınız...
hani diyordu ya pankart..
siz mücadele edin yeter.. gerekirse biz ölürüz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










