15 Şubat 2012 Çarşamba

ayaz...

önce fotoğraflar geldi...
daha gün aydınlanmamış.
ülkenin hali gibi hava.. alacakaranlık...
ellerinde bayraklar..
kendileri bayraklardan daha dalgalılar...
ak tolgalı beyler beyi yok ama...
güneşe akına sevdalılar...
sonra canlı yayınlar...
23ü tutuklu 93 sanık... falan filan yılla yargılanıyor.. işte 3 temmuzdan bu yana..... vesaire...
arkada tanıdık yüzler...
şükrü, ercan, yasmin reis, cemre, burkay, vamos, cefakarlar...
ve tanımadan sevilenler...
bastonlu amcalar, kaşkoluyla kendi boynunu değil bizim yüreğimizi ısıtan dedeler...
bir fotoğraf ki.. bir fotoğraf ki daha iyi nasıl anlatılır mücadele... himhili.. bizim tuba...
hepiniz mi güzelsiniz be kardeşim...
hepiniz mi çiçek...
içim şişti camdan kulede...
kabardı da kabardı yüreğim...
düştüm sonraaaaaaa yollarınaaaaaaaaaaa... isyanımı haykırmayaaaaaaa...
yol içimde uzadı...
son virajı alırken gözlerim buğulandı...
çoğunuz gitmişsiniz...
silivri sizmissiniz...
kalanlar bizim..
kalanlar beyaz anadolu hisarında cesur yürek...
tam da rumeli hisarının karşısında...
ilyas abi orada.. çatıvermisler otağı.. eyvallah...
girmeyecektim içeri.. yapamayacaktım...
ben tanırım yüreğimi.. bir baba kızına baksa kaldıramazdım...
tam o sırada aradı...
sevgililer gününün anlam ve önemi...
gönlümün güneşi.. ruhumun sabırlı eşi..
oraya kadar gitmişsin girmezsen olmaz dedi...
lube'yi gördüm kaldırımda...
istikamet muhakeme salonu...
işte sonrası zor be kardeşim...
işte ondan sonrası zor...
dışarda ayaz var ama donan içerdeki yürekler...
koca duvarlar, taştan kalpler...
nasıl soktunuz bunca yıllık sevdayı buraya be kardeşim? nasıl kıydınız çubukluya...
caddede, mabedde takılan kaşkolların ne işi var o ruhsuz sıralarda...
bir adam konuşuyor tek kanallı günlerin sesiyle...
giresunda kırmızıda geçmiş birileri, avrupadan elemişler feneri..
ne zormuş be kardeşim...
ipek kravatlı adam çok uzakta...
babamın efsanesi cemil zayıflamış epey..
hepsi tamam da.. o aralarda uzaktan bakışmalar yok mu?
tamer abiiiiiii hala çok hızlı araba kullanıyo bu...
abi ceket buruşmuş, biraz toparla...
küçük dev kadın selma abla...
ah keşke bakmayaydı ekşioğulları birbirine...
babamdan 5 saat ayrılamam ki ben diye dökülmeyeydi o harfler...
tebessüm ediyorlardı aslında be... mutluydular valla...
ara ara düştü küçük başlar büyük omuzlara elbet...
bazen bulut geldi çöktü gözlere.. balkanlara yakınız ya epey.. ondan...
tam o sırada o dördüncü goldeki gibi salladı parmağı...
aman haa.. dik durun...
valla da dikler billa da.. sen kızma...
ama ne hasretler gizli o tebessümlerin altında be...
ne acılar...
orta sırada iki genç var.. elele.. onlar kim ola.. bilen yok...
birinin üstünde aykut hocanın mont, diğerinde çubuklu...
bilmem belki biri lefterin biri zeki rızanın torunu...
upuzuuun bi yer bu salon aslında...
ben diyim tam yarı saha kadar siz deyin ülker arena..
ama aralarda kısalıyor işte mesafeler...
bir gülücük mesafesinden sallanıyor eller..
bir ay idare edecek tebessüm veriyorlar çubuklu mahkumlara...
koç gibi adam daralıyor uzun kalınca.. gidiyor, dayanamayıp geri giriyor içeri...
öyle yani...
sonra ben konuşuyorum kimse duymadan...
selam getirdim size diyorum.. basrilerden canlardan fikretlerden...
hala sevilen birer abidesiniz diyorum...
söylemezsem üstümde kalır...
öyküm, merve kuzenmiş ya,, selam söylediler...
nahit amca aradı...
gönül gözlü erdal abi.. oğlu vardı hani.. eşref.. ilkokula başladı be.. valla...
oğuna çubuklu lif ören nine, yorganı iki renk diken anne...
gebze haydarpaşa treni kızıltoprakta siren öttürdü 18 kez...
bir muhabir yanaştı yanıma...
abi.... yıkılmayız dedi...
artık çıkmam lazım...
dışarısı ayaz.. ama yüreği sıcak herkesin...
aha... içerdeki gençler.. kimsiniz kardeşim siz...
anıl ve melda... sevgililer gününde burada.. öyle ya...
kollarında dövme 1907 yazıyor.. 19 temmuzda tanışmışlar yeminle...
babası kalp kirizi geçirmiş tribünde anıl'ın...
sonra böbrekler bırakmış...
ve her diyalize lefter formasıyla gidiyormuş heeeeeyyyyyy....
her seansa.. aynı formayla..
siz kimi yargılıyorsunuz be kardeşim?
siz kimi yıkıyorsunuz?
hani asla başkan olamazsın demiş ya işte...
kapıdan geçemezsiniz... semte gelemezsiniz...
nahit amcalar nezihe teyzeler, yeşim ablalar geçit vermez size...
ne demiş haklıyız kazanacağız pankartını asanlar...
bize belki var ama o armaya ölüm yok...
bu yürek hiç susmayacak...

9 yorum:

  1. elinize , beyninize sağlık

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. 453 km uzakta, bozkırda, o büyük köyde, Ankara da bir kardeşin var seni çok seven, bir renktaşın var sana kocaman sarılmak isteyen..

    YanıtlaSil
  4. Allah hepinizden razı olsun !

    YanıtlaSil
  5. İki damla yaşı akıttın yine üstat...

    YanıtlaSil
  6. Cok güzel yazi... Dik duranlara selam olsun...

    YanıtlaSil
  7. takımımdan, güzeller güzeli camiamdan, siz Fenerbahçeli doatlarım kardeşlerimden tam 1200 km uzakta yaşıyorum iş gereği maalesef. kendimi sürgünde hissediyorum. bu sürgünde bitecek bir iki ay sonra ve döneceğim. ama burası da silivri'ydi. biz de sizinle beraberdik. bizde burda çubuklu aşığı bir kaç arkadaşımızla kolkola verdik "haklıyız kazanacağız" diye haykırdık. o gün o kenetlenme yalnızca silivri'de yaşanmadı. binlerce km uzaktan biz de dahiliz o kenetlenmeye. anadolu'daki kardeşlerinizi unutmayın. çünkü biz hem çok seviyoruz hem de çok özlüyoruz. selamlar herkese. (psv'enk trabzon)

    YanıtlaSil
  8. günün ilk saatleri, sevgililer günü, hanım günün mana ve önemini günler öncesinden vurgulamaya başlamaış, sipariş vermiş şiirimde şiirim, akşama dışarda balık yiyecez...
    habu boh yeyen twiter yokmu! geceler huzursuz, geceler uykusuz, kulaklarım çınlıyor, uyursam herkes ölür, nasıl kaçıcam sevdama, deli diyorlar bana, umurumda değil desinler, artık biliyorlar önce ve sonra ilk FENERBAHÇEM var... bu benim işte, kabul etmeselerde,
    sabahın 4:30 civarı sıkı giyinmek lazım, o saatte kadıköye uzanmak ayrı bir zulüm, aklıma kavacık geliyor, arıyorum ulaşıyorum İlyasıma benide alın sakın bırakmayın geride, kapıdan çıkacamda nasıl olcak anasını satayım, hanım tek gözü açık bağırıyor avaze yataktan geldiğinde ben olmuyacağım bu evde, gitmem lazım, duramam...
    artı 1 ses olmam lazım mutlaka orada, çünkü o salondaki seszilikte saat 9:40 gibi kapı aralığından AZİZ BAŞKAN OLEY sesinin duyulup salondaki heyetin kalbine korku, başkanıma serinlik, ferahlık ve güç salması lazım mutlaka... nasıl koşuyor ayaklarım sabahın köründe durağa, otobüsü yakalayıpta kavacık sapağına, benim gibi insanlar inançlı, benim gibi canlar kararlı, seni hiç terk etmedik başkanım sana geldik, yalnız değilsin demeye...
    bakıyorum binbaşı albay haşin durduruyorlar askerlerimizi, diyorum "komutanım ne olur bu zulmü bize yapma, indirsinler kalkanlarını, buraya suç işlemeye gelmedik, içerden duysun sesimizi başkanım bize yeter, onlar bizim çocuklarımız, nasıl mukavemet ederiz onlara, onlar nasıl vurabilir ki bize, kıyma kafamızdaki masumiyete ve güvene, indirsinler kalkanları, ne olur, ne istiyorsan söyle yapalım", diyor "bu trafik açık olup akacak" "tamam" diyorum komutanım "söz sana akacak o trafik, yalnız basını sen topla yolun ortasından", sonra başlıyorum Şadanla "arkadaşlar yolu ne olur açın, hadi başkanımıza duyuralım sesimizi",
    CNN rahat durmuyor tamam orda en fazla 1500 varızda kimileri 3-5bin diyorda gururumuzu okşayarak, da 300 değildik be kahpe CNNTURK, yanaşıyor guruba nifak sokacak olay çıkaracak...
    2-3 renkdaş çakıyor tokadı hemen atlıyorum üzerlerine amanın yapmayın a canlar kıymayın bize asker anında atlıyor komutan yanımızda ama komutanım tahrik var fitne var bak gördün olay olmadı askeri gene çek ne olur...
    öğlen tatili Ali Koç geliyor dışarı yöneticilerimiz Nihat bey, Ömer bey arkalarda Turhan ağbi (içeri gitmiş haberi, basınla pürüz var) yanaşıyorum arkada kalmış Turhan abiye "abi bide sen de bize, nedir bu bela? diyor "bizde siz gibiyiz", diyorum "abi allah aşkına en ufak bir lekemiz varmı, pürüzümüz varmı, nedir bu iddianame kepazeliği, şapkadan tavşanmı çıkacak, yoksa şapka yokmu olacak?" gülüyor "inşallah, herşey güzel olacak"
    çadırın içine kameralar, basın alınmıyor, hop dışarı seslerine durun o FBTV diyorum, çökülüyor, Ali bey konuşuyor malumu, çıkılıyor çadırdan,
    hanımı arıyorum benim senden başka kimim var a canım, işim bitti geliyorum sana, kuruçeşme randevumuz var, sesim kısık, vücudum huzurlu, hanım gülüyor halime, oysa bi yastık olsada uyusam deliksiz...
    işte öyle bir gündü, başkanıma sesimizi duyurduk, şimdi çağlayan adliyesine gitmem lazım Pazartesi sabahi.
    Özgürlüğüm esarette a dostlar! uykular haram oldu, gün Fenerbahçenin esaret günü, biz uyursak herkes ölür!

    YanıtlaSil